HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, yürütülen çalışmaların son aşamaya geldiğini belirterek, “Bu proje bitti sayılabilir. Teslimat aşamasına geldik. Teslim edildiği zaman da ilk helikopteri alan Jandarma Havacılık pilotlarımız bu simülatörde eğitimlerini alacaklar.” ifadelerini kullandı.
Nacar, geçmişte yerli ve yabancı ATAK, Seahawk, Black Hawk ve Cougar gibi helikopter simülatörlerine ilişkin tecrübeleri bulunduğunu aktarırken, GÖKSİM’in bütün yazılımının baştan sona yerli olarak üretildiğini ve bu yönüyle özel bir yeri olduğunu dile getirdi.
Görsel sistem ve veri tabanlarında yerlileştirme
Nacar, GÖKSİM kapsamında görsel sistem, ekranlar, görüntü üreteci ve bunların veri tabanlarına yönelik çalışmaların tamamlandığını kaydetti. Açıklamasında, havaalanı bilgileri ile dış dünyanın canlandırılmasında kullanılan veri tabanları ve görsel modellerin kendi kütüphanesi oluşturularak yerlileştirildiğini ifade etti.
Bu simülatörle pilotlara aşinalık kazandırmanın ve zorunlu simülatör eğitimlerinin bu sistem üzerinden verilmesinin amaçlandığını belirten Nacar, simülatörlerin Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı’nın üst seviye kalifikasyonuna sahip olduğunu söyledi. Nacar, bu kapsamda simülatörde eğitim alacak pilotların uçuş saatlerinin de gerçek uçuş saatinden sayılacağını belirtti.
“Yerde uçuş” ve hareket platformu vurgusu
Simülatörün dışarıdan heybetli görünmesinin nedenine ilişkin değerlendirmesinde Nacar, helikopterlerin yalnızca tek bir ön pencereye değil, aşağıyı görmeye imkan veren pencerelere de sahip olduğuna işaret etti. Bu nedenle görsel sistemin, ekranların, ayna sisteminin, projeksiyon sisteminin ve özel projeksiyonların daha büyük ölçekte tasarlanması gerektiğini aktardı.
Tam görev simülatörlerine ilişkin bilgiler de paylaşan Nacar, kısmi ve tam uçuş simülatörlerinde kokpitin birebir modellendiğini, arka planda çalışan yazılımlarla gerçekçiliğin tamamlandığını kaydetti. Görsel sistemden kaynaklı kulak-göz dengesi bozulmalarının yaşanabildiğini belirten Nacar, görüntü hareketliyken platform hareketsiz kaldığında senkronizasyon problemi oluşabildiğini, havacılıkta “vertigo” olarak adlandırılan durumun bu şekilde ortaya çıkabildiğini ifade etti. Bu nedenle platformun hareketli hale getirildiğini söyleyen Nacar, altı bacaklı ve altı eksende hareket edebilen bir yapıyla havadaki hareketlerin yerde yapılabildiği bir kokpit oluşturulduğunu dile getirdi.
Acil durum senaryoları ve planlanan hizmetler
Nacar, GÖKBEY için çok sayıda pilot yetiştirileceğini ve pilotların yalnızca yetişme sürecinde değil, sonrasında da periyodik simülatör eğitimleri aldığını belirtti. Açıklamasında, gerçek helikopterde gerçekleştirilmesi mümkün olmayan motor durması, kokpitte yangın çıkması, kuş çarpması ve kanat kırılması gibi çok sayıda prosedür ve senaryo bulunduğunu, bu senaryoların simülatör ortamında uygulanabildiğini kaydetti. Nacar, sivil havacılıkta yaşanan örneklerden çıkarılan derslerin de acil durum senaryoları şeklinde pilotlara bu sistem üzerinden yaşatıldığını ifade etti.
GÖKBEY talebi ve üretim tesisi bilgisi
Mehmet Akif Nacar, hem Türkiye’de hem de yurt dışında GÖKBEY’e yoğun talep olduğunu, bunu TUSAŞ ile birlikte katıldıkları fuarlarda gözlemlediklerini belirtti. Nacar, GÖKBEY ihracatıyla birlikte benzer ihtiyacı yurt dışında da karşılamayı, eğitim merkezi kurmadan simülatör tedarik etmeye ve eğitim hizmeti vermeye kadar farklı hizmetleri gerçekleştirmeyi planladıklarını aktardı.
Potansiyeli dikkate alarak GÖKSİM’i de kapsayacak şekilde bir seri üretim tesisi kurduklarını belirten Nacar, Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (HAB) tesisin tamamlanmasıyla simülatör üretiminde Avrupa’da da iddialı bir konuma geleceklerini ifade etti. Nacar, savunma sanayi ekosistemiyle birlikte tamamlayıcı ürünler ortaya koyduklarını belirterek, helikopteri ve uçağı TUSAŞ’ın, simülatörü ise HAVELSAN’ın sağladığını, bu tür işbirliklerinin artacağını söyledi.