Küresel çapta tırmanan güvenlik tehditleri ve Avrupa ülkelerinin ortak savunma sanayisi projelerinde karşılaştığı yapısal krizler, Türkiye'nin 5. nesil milli muharip uçağı KAAN'ı stratejik bir alternatif olarak ön plana çıkarıyor.
Savunma sanayisi uzmanları tarafından hazırlanan ve kıtanın yeni nesil uçak arayışlarını inceleyen kapsamlı analiz raporunda, ABD dışında yeni nesil bir savaş uçağını başarıyla gökyüzüyle buluşturan tek NATO üyesinin Türkiye olduğu vurgulandı. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimlerin Avrupa'nın öz savunma kabiliyetindeki eksiklikleri net bir şekilde ortaya koyduğu bu dönemde, KAAN küresel pazarda çözüm adına en güçlü adaylardan biri olarak değerlendiriliyor.
Avrupa'nın yol haritasında 6. nesil uçakların önemli bir yer tutmasına rağmen patlak veren bölgesel çatışmalar kıta ülkelerini ciddi bir zaman sorunuyla karşı karşıya bıraktı. Yeni nesil bir uçağın sıfırdan üretilmesi uzun yıllar gerektirirken, kapıdaki güvenlik riskleri nedeniyle Avrupa'nın bu süreyi bekleyecek zamanı bulunmuyor.
Kıtanın elinde şu an 4,5. nesil Eurofighter uçakları bulunsa da Almanya ve Fransa'nın milyarlarca avro harcanan yeni nesil ortak savaş uçağı programı iptal edildi. Benzer şekilde Alman donanmasının Hollanda'dan tedarik etmeyi planladığı yaklaşık 9 milyar avroluk savaş gemisi alımı da uzun yıllara ve harcanan büyük bütçelere rağmen başarısızlıkla sonuçlandı. Yükselen aşırı sağ ve Avrupa Birliği içerisindeki siyasi bölünmeler, yeni bir ortak programın hayata geçirilmesini neredeyse imkânsız kılıyor.
Yüksek maliyetli F-35 yerine en mantıklı seçenek KAAN
NATO bünyesinde 5. nesil savaş uçağı teknolojisine sahip sadece iki ülkenin (ABD ve Türkiye) bulunması, KAAN'ın pozisyonunu daha da güçlendiriyor. ABD üretimi F-35 programında yaşanan kronik teknik sorunlar, teslimat gecikmeleri ve yüksek işletim maliyetleri nedeniyle İspanya ve İsviçre gibi ülkeler F-35 alım kararlarını tamamen iptal etti. Birçok Avrupa ülkesi ise mevcut F-35 filolarını büyütmeme kararı aldı. Kendi imkânlarıyla KAAN'ı uçurmayı başaran Türkiye'nin, bu uçağı 2030 yılı ve sonrasında tam anlamıyla operasyonel hale getirmesi planlanıyor. KAAN, hava-hava muharebe yetenekleri, yapay zekâ destekli otonom sistemleri ve düşük radar kesit alanı ile kendi sınıfının en stratejik oyuncularından biri olarak kabul ediliyor.
Türk savunma sanayisinin esnek altyapısı avantaj yaratıyor
Türkiye, MMU KAAN'ı kendi ulusal stratejik hedeflerine göre planlamış olsa da Türk savunma sanayisi dünyadaki en esnek ve entegrasyona açık üretim altyapılarından birine sahip olmasıyla biliniyor. Uzmanlar bu duruma, İspanya'nın kendi özgün alt sistemleriyle donatılacak olan ve İspanyol Hava Kuvvetleri envanterine girmeye hazırlanan HÜRJET projesini örnek gösteriyor. Herhangi bir AB veya NATO üyesi ülkenin KAAN'ı kendi ulusal alt sistemleri ve mühimmatlarıyla donatmak istemesi halinde, Türkiye bu talebe hızla entegrasyon sağlayabilecek yetkinlikte bulunuyor.
Bu esnek yapı, savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltmak isteyen müttefikler için KAAN'ı güçlü bir "ara formül" haline getiriyor. Ankara'nın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Zirvesi'nde, liderlerin masasında yer alacak en önemli savunma ve iş birliği başlıklarından birinin milli muharip uçak KAAN olması bekleniyor.