Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Teknoloji Milli muharip uçak KAAN küresel pazarda tek alternatif oldu

Milli muharip uçak KAAN küresel pazarda tek alternatif oldu

Avrupa'nın ortak savaş uçağı projesi FCAS'ın dağılması ve F-35'e duyulan güvenin azalmasıyla, Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN beşinci nesil pazarda dünya devlerinin radarına girdi.

Türkiye'nin savunma sanayiinde ulaştığı yerlilik ve teknolojik bağımsızlık seviyesinin en somut göstergesi olan milli muharip uçak KAAN, küresel askeri havacılık pazarında dengeleri değiştirmeye başladı.

 Avrupa’nın milyar dolarlık bütçeli ortak savaş uçağı projesi FCAS'ın (Geleceğin Hava Muharebe Sistemi), Almanya ve Fransa arasında yaşanan derin siyasi ve teknik anlaşmazlıklar sebebiyle tamamen dağılması, gözleri Türkiye'nin projesine çevirdi. 

Yaşanan bu çöküşün ardından, beşinci nesil savaş uçağı tedarik etmek isteyen ancak pazarda seçenek bulamayan ülkeler için KAAN projesi uluslararası arenada en güçlü ve stratejik seçenek olarak parlamaya başladı. Savunma uzmanı Turan Oğuz, küresel pazarda oluşan bu devasa boşlukta Türkiye'nin artık "tek alternatif" konumuna yükseldiğini ifade etti.

F-35 programına yönelik küresel ölçekte yaşanan tedarik, lojistik ve güven tartışmalarının zirve yaptığı bir dönemde KAAN, henüz tam anlamıyla hizmete girmeden çok ciddi bir ihracat potansiyeli yakaladı. Uzmanlar, dünyada beşinci nesil savaş uçağı projelerinin son derece sınırlı sayıda olduğuna dikkat çekiyor. 

Birçok ülkenin F-35 siparişlerinde ciddi tereddütler yaşadığı, bu uçakların kullanıcısını üretici ülkeye aşırı bağımlı hale getirmesi ve ABD'deki siyasi belirsizliklerin geleceğe yönelik risk barındırması, KAAN’ın elini küresel pazarda daha da güçlendiriyor.

Havacılık endüstrisinde nesil değişimi ve pazar boşluğu

Askeri havacılık literatüründe uçak nesilleri arasındaki geçiş dönemleri, hava kuvvetlerinin savunma doktrinlerini ve küresel pazar dinamiklerini kökten şekillendiren en kritik aşamalar olarak kabul edilmektedir. 

Savunma sanayii analistlerinin stratejik raporlarına göre, günümüzde aktif olarak kullanılan dördüncü buçuk (4.5) nesil savaş uçakları operasyonel ömürlerinin son sınırına yaklaşırken, bu platformların 2030’lu yılların sonuna doğru modern muharebe sahalarındaki caydırıcılık ve gerçek etkinliklerini tamamen kaybetmesi bekleniyor. 

Tam da bu takvimsel sıkışma döneminde, beşinci nesil uçak filoları kurmak zorunda olan ülkeler için pazarda arz yetersizliğinden kaynaklanan büyük bir tedarik boşluğu oluşuyor; bu durum, özgün ve bağımsız platformlar geliştiren ülkeler için Information Gain (Bilgi Kazanımı) ve yüksek pazar payı elde etme noktasında tarihi bir rekabet avantajı sunuyor.

KAAN’ın küresel rakiplerinden sıyrılmasını sağlayan en büyük artısı, yapay zekâ destekli gelişmiş kabiliyetleri ve insansız hava araçlarıyla entegre bir şekilde görev yapabilme yeteneğidir. Geleceğin hava muharebe konseptlerine tamamen uyumlu olarak tasarlanan milli uçak için en kritik operasyonel eşik ise önümüzdeki süreçte gerçekleştirilecek olan motor ve performans testleri olacak.

İnsansız sistemler ve KAAN ortaklığı

KAAN projesinin henüz prototip aşamasındayken bile dünyada bu kadar fazla ihracat sözleşmesi imzalayabilen ikinci beşinci nesil savaş uçağı projesi olduğuna vurgu yapan Turan Oğuz, 2035 yılına gelindiğinde uçağın küresel pazarda çok yüksek satış rakamlarına ulaşacağını öngörüyor.

Türkiye'nin askeri havacılık geleceğinde insanlı ve insansız sistemlerin koordineli çalışmasının önemine değinen Oğuz, "Bizim ağırlığımız artık KAAN, KIZILELMA, ANKA-3 ve sonrasındaki insansız savaş uçaklarından oluşmalı" diyerek, Türkiye'nin gelecekteki hava gücü vizyonunun insansız savaş konseptleriyle taçlandırılması gerektiğinin altını çizdi.