Araştırma sonuçlarına göre Instagram ve TikTok gibi algoritma temelli içerik sunan platformların, genç kullanıcıların ruh sağlığı üzerinde Facebook ve WhatsApp gibi iletişim odaklı uygulamalara kıyasla daha olumsuz etkiler oluşturduğu belirlendi. İçerik akışının algoritmalar tarafından şekillendirildiği bu platformların, kullanıcı deneyimini farklı biçimde etkilediği ifade edildi.
Görsel ve influencer içerikleriyle ilişki tespit edildi
Latin Amerika ve Orta Doğu’da gerçekleştirilen incelemelerde, görsel ağırlıklı ve influencer içeriklerinin yoğun olduğu sosyal medya uygulamalarının düşük yaşam memnuniyetiyle bağlantılı olduğu saptandı. Bu tür platformların kullanım sıklığı ile kullanıcıların genel mutluluk düzeyleri arasında ilişki bulunduğu kaydedildi.
İletişim odaklı platformlar daha düşük risk taşıyor
Araştırmada, WhatsApp ve Facebook gibi daha çok iletişim kurmaya yönelik kullanılan uygulamaların, birçok bölgede daha yüksek mutluluk seviyeleriyle bağlantılı olduğu belirlendi. Sadece bağlantı kurmaya odaklanan bu platformların, algoritma tabanlı rakiplerine göre daha düşük risk barındırdığı ifade edildi.
Bölgesel farklılıklar dikkat çekti
Çalışmada, gençler arasında gözlemlenen mutsuzluk düzeylerinin özellikle İngilizce konuşulan ülkeler ile Batı Avrupa’da daha belirgin olduğu bilgisi paylaşıldı. Bu durumun, sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve platform tercihleriyle ilişkili olduğu değerlendirildi.
Kullanım süresi refahı doğrudan etkiliyor
Araştırma, sosyal medyada geçirilen sürenin de kullanıcı refahı üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koydu. Kullanım süresi ile mutluluk düzeyi arasında belirgin bir ilişki bulunduğu vurgulandı.
Günlük kullanım için önerilen süre açıklandı
Uzmanlar, günde bir saat veya daha az süren sınırlı sosyal medya kullanımının, hiç kullanmamaya kıyasla daha yüksek memnuniyet sağladığını belirledi. Araştırmada yer alan Prof. Jan-Emmanuel De Neve, sosyal medya kullanımında dengeli ve orta düzeyde bir yaklaşımın kullanıcılar açısından daha sağlıklı olduğunu ifade etti.