Arkadaşınızla yeni bir cep telefonu modeli hakkında sohbet ettikten birkaç dakika sonra, sosyal medyada aynı telefonun reklamını gördüğünüzde “Bu artık tesadüf olamaz” dediğiniz olmuştur. Yıllardır şehir efsanesi olarak görülen “telefonlar bizi dinliyor” iddiası, siber güvenlik uzmanlarının değerlendirmeleriyle bugün çok daha net bir çerçeveye oturuyor.
Gerçek şu: Akıllı telefonunuz sizi sürekli kayda almıyor. Ancak mikrofonu tetikte, algoritmalar ise her zamankinden daha akıllı.
Telefonlar gerçekten dinliyor mu?
2026 itibarıyla yapay zekâ tabanlı reklam teknolojileri, kullanıcı davranışlarını analiz etmede son derece gelişmiş durumda. Uzmanlara göre telefonların ortamda konuşulan her şeyi ses kaydı olarak alıp bir merkeze göndermesi teknik olarak mantıklı değil. Bunun yerine çok daha pratik bir yöntem kullanılıyor: anahtar kelime takibi.
Yani sistem, ne söylediğinizi değil, neyi konuştuğunuzu önemsiyor.
“Tetikleyici kelime” sistemi nasıl çalışıyor?
Sesli asistanlar, uyanma komutlarını algılayabilmek için mikrofonu sürekli dinleme modunda tutar. Bu süreçte sesler kaydedilmez, anlık olarak analiz edilip silinir. Ancak bazı uygulamalar bu mekanizmayı pazarlama amacıyla kullanabiliyor.
Sohbet sırasında geçen:
- telefon modeli
- tatil
- araba
- diyet
- ev bakma
gibi kelimeler, tetikleyici olarak algılanabiliyor. Uygulama sesi göndermez; bu kelimeleri anonim bir ilgi verisine dönüştürerek reklam ağlarına iletir. Sonuç olarak, konuştuğunuz ürün kısa süre içinde karşınıza reklam olarak çıkar.
Duymadığınız sesler de sizi izliyor olabilir
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer yöntem ise ultrasonik çapraz cihaz takibi. Bazı televizyon reklamları, insan kulağının duyamayacağı frekansta ses yayar. Telefonunuzun mikrofonu bu sesi algılar ve sistem, “Kullanıcı bu reklamı izledi” çıkarımını yapar.
Böylece televizyonda gördüğünüz bir ürün, birkaç dakika sonra sosyal medya akışınıza düşebilir.
Asıl güçlü veri: Konum geçmişi
Reklamların bu kadar isabetli olmasının temel nedeni çoğu zaman mikrofon değil, konum verileri.
Google ve Meta algoritmaları; nerede olduğunuzu, ne kadar süre kaldığınızı ve kimlerle birlikte olduğunuzu analiz eder.
Bir teknoloji mağazasında uzun süre vakit geçirmeniz, sistem için “bu kullanıcı telefon bakıyor” anlamına gelir. Eve döndüğünüzde reklamların başlaması için sizi dinlemesine gerek yoktur.
Hatta bazen sizi ele veren, yanınızdaki kişinin arama geçmişi olabilir.
Mikrofon izinleri mutlaka kontrol edilmeli
Dijital mahremiyeti korumanın ilk adımı, uygulama izinlerini denetlemek.
WhatsApp veya Instagram için mikrofon izni normaldir.
Ancak bir el feneri, hesap makinesi ya da basit bir oyun uygulamasının mikrofon istemesi ciddi bir uyarı işaretidir.
Android 14 ve iOS sürümlerinde ekranda beliren yeşil veya turuncu nokta, o anda mikrofon ya da kameranın kullanıldığını gösterir. Siz konuşurken bu ışık sebepsiz yanıyorsa dikkatli olun.
Kişiselleştirilmiş reklamlar nasıl azaltılır?
Tamamen kaçmak zor olsa da dijital ayak izinizi küçültmek mümkün:
- Google hesabınızda Web ve Uygulama Etkinliği ile Konum Geçmişini duraklatın.
- Apple cihazlarda “Kişiselleştirilmiş Reklamlar” seçeneğini kapatın.
- Gereksiz uygulamaları silin, izinleri minimum seviyede tutun.
Komplo değil, sistem
Telefonların bizi dinlediği düşüncesi bir şehir efsanesi değil ama anlatıldığı kadar basit de değil. Ortada gizli bir komplo değil, devasa bir veri ve reklam ekonomisi var. Ücretsiz kullandığımız uygulamaların bedelini çoğu zaman verilerimizle ödüyoruz.
Tam kontrol mümkün olmasa da, dijital dünyada ne kadar iz bırakacağımıza hâlâ biz karar verebiliriz.