Türkiye, sürdürülebilir ve bağımsız enerji vizyonu doğrultusunda temiz kaynak potansiyelini deniz alanlarına taşımaya hazırlanıyor. Karasal rüzgar enerjisinde elde edilen uluslararası başarı ve yüksek kurulu güç kapasitesi, oluşturulan yeni strateji planı bünyesinde "offshore" yani denizüstü rüzgar santralleriyle pekiştiriliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen hummalı çalışmalar neticesinde, Türkiye'nin denizüstü rüzgar enerjisine dayalı ilk Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmasının takvimi resmi olarak netleşti.
Mavi vatanda yeşil enerji dönemi başlıyor
Türkiye'nin yenilenebilir enerji portalında yepyeni bir sayfa açacak olan denizüstü rüzgar projeleri, ülkenin cari açığını azaltma ve sıfır karbon hedeflerine ulaşma yolunda stratejik bir omurga oluşturacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan alınan bilgilere göre, denizüstü rüzgar potansiyelinin ekonomiye kazandırılması amacıyla yürütülen saha tespit ve teknik analiz çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.
Eylülde duyuru, 2027'nin ilk çeyreğinde tarihi ihale
Sürecin detaylarına ilişkin kritik açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sektörün uzun süredir merakla beklediği ihalenin 2027 yılı ilk çeyreğinde gerçekleştirileceğini bildirdi.
Resmî ilan sürecinin bu yılın eylül ayı itibarıyla başlatılacağını vurgulayan Bayraktar, söz konusu yarışmanın Türkiye enerji sektörü açısından tarihi bir ilk niteliği taşıdığına dikkat çekti. Yüksek teknoloji barındıran denizüstü santraller, ülkenin arz güvenliğini pekiştirirken fosil yakıtlara olan bağımlılığı da doğrudan azaltacak.
Dört stratejik lokasyon mercek altında
Türkiye'nin denizüstü rüzgar haritası çıkarılırken rüzgar verimliliği, deniz derinliği ve lojistik imkanlar titizlikle analiz edildi. Yapılan detaylı mühendislik ve fizibilite incelemeleri sonucunda ilk etapta:
Saros Körfezi
Gökçeada açıklar
Bozcaada açıkları
Edremit açıkları
olmak üzere dört farklı deniz sahası belirlendi. Bu stratejik noktaların YEKA alanı ilan edilmesine dönük teknik değerlendirme ve hukuki altyapı hazırlıkları planlanan takvim doğrultusunda sürdürülüyor.
Şartname taslağı sektörün görüşüne açıldı
Yatırımcı iklimini şeffaf, öngörülebilir ve kapsayıcı bir zeminde inşa etmek isteyen Bakanlık, yarışma şartname taslağını ulusal ve uluslararası sektör temsilcileri, yatırımcılar ile ilgili paydaş kuruluşların değerlendirmesine sundu.
Bakanlığın kurumsal internet sitesinde yayımlanan taslağa ilişkin görüşlerin 17 Ağustos'a kadar toplanacağı, gelen bildirimlerin değerlendirilmesinin ardından nihai şartname metnine son şeklinin verileceği aktarıldı.
COP31 öncesi küresel arenaya güçlü mesaj
Türkiye'nin bu yenilikçi hamlesi, sadece ulusal bir altyapı adımı olmakla kalmayıp uluslararası iklim diplomasisinde de stratejik bir gösterge olarak öne çıkıyor. Antalya'nın ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde projenin kamuoyu ile detaylıca paylaşılması planlanıyor.
Bakan Bayraktar, denizüstü rüzgar santrallerinin yalnızca bir elektrik üretim tesisi olmadığını; yerli sanayi ekosistemini büyütecek, nitelikli mühendislik istihdamını artıracak ve teknoloji transferini hızlandıracak dev bir sanayi dönüşümü projesi olduğunu vurguluyor. Türkiye, bu kapsamda 2035 yılına kadar denizüstü rüzgar enerjisinde toplam 5 bin megavatlık (MW) devasa bir kurulu güce ulaşmayı hedefliyor.