Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi uzmanları, 10 farklı çevresel veriyi yapay zeka ve sayısal modelleme ile birleştirerek Türkiye’nin heyelan risk haritasını dijital ortama taşıdı.
Gazetebirlik - Teknoloji
Türkiye’nin coğrafi yapısı ve iklimsel koşulları göz önüne alındığında, can ve mal kaybına en çok yol açan afetlerin başında gelen heyelanlar için teknolojik bir çözüm geliştirildi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Mühendislik Fakültesi bünyesinde yürütülen çalışma, ülkenin heyelan riskini 30 metre çözünürlükle haritalandırdı.
10 Parametre ile Hassas Analiz
Projenin temelinde, arazinin fiziksel ve jeolojik özelliklerini kapsayan 10 farklı veri seti yer alıyor. Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu liderliğindeki ekip, zeminin sertlik derecesini belirten VS30 parametresini en kritik veri olarak tanımlıyor. Bunun yanı sıra yüzey pürüzlülüğü, kara yollarına olan mesafe, su tutma kapasitesi, fay hatlarına yakınlık ve arazi kullanım biçimi gibi faktörler, risk hesaplamasının doğruluğunu artıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Dinamik Harita ile Anlık Güncelleme
Sistemi statik bir haritadan ayıran en önemli özellik ise Avrupa Meteoroloji Merkezi’nden alınan verilerle entegre çalışması. Program, ileriye dönük 3 günlük hava tahminlerini otomatik olarak sisteme dahil ederek heyelan riskini dinamik bir şekilde güncelliyor. Bu sayede, yağışın yoğunlaşacağı bölgelerde risk seviyesi anlık olarak değişebiliyor.
Örneğin, normal şartlarda yüksek riskli görünmeyen bir bölge, yoğun yağış tahminiyle birlikte kısa sürede "yüksek riskli" kategorisine geçebiliyor. Prof. Dr. Kutoğlu, bu teknolojinin özellikle Marmara ve Batı Karadeniz gibi bölgelerdeki ani değişimleri takip etmede kritik bir rol oynayacağını vurguluyor.
Yerel Yönetimler İçin Karar Destek Mekanizması
Web üzerinden erişime açılan bu platform, vatandaşların kendi bölgelerindeki risk durumunu görmelerine olanak tanırken, yerel yönetimler için de stratejik bir rehber niteliği taşıyor. Özellikle yüksek eğimli yapısıyla dikkat çeken Zonguldak gibi şehirlerde, yeni yerleşim alanlarının belirlenmesi ve şehir planlama süreçlerinde bu verilerin kullanılması, afet risklerinin minimize edilmesine yardımcı olacak. Kutoğlu, sistemin kamu kurumları tarafından afet yönetimi süreçlerinde aktif bir karar destek mekanizması olarak kullanılabileceğinin altını çiziyor.