Gazeteci ve eski milletvekili Barış Yarkadaş, yasa dışı bahis soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı üzerinden medya ve siyaset ilişkilerini sarsacak son derece çarpıcı iddialar ortaya attı.
Kütahyalı'nın tutuklanmasının ardından kendisini eleştiren Halk TV ekibine ve kanal yönetimine yönelik sosyal medya hesabı üzerinden sert bir paylaşım yapan Yarkadaş, televizyon kanalının geçmişte Kütahyalı ile yakın bir çalışma içerisine girmek istediğini öne sürdü. Yarkadaş'ın bu çıkışı, basın camiasında ve sosyal medyada kısa sürede çok geniş bir etkileşim alarak yeni bir editoryal bağımsızlık tartışmasını da beraberinde getirdi.
Halk TV yönetiminin geçmişte Rasim Ozan Kütahyalı ile program yapmayı hedeflediğini ve buna zemin hazırladığını iddia eden Barış Yarkadaş, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"HALK TV’ciler Rasim Ozan’a sallıyor şimdi.. İyi de ona program yaptırmak isteyen ve YouTube kanalınızda alan açan siz değil miydiniz? Rasim Ozan’ın, teknesinde de tatil yaptığı CHP’li üst düzey yönetici onun HALK TV’de konuk yorumcu olmasını istemiş, bunun altyapısı da YouTube üzerinden hazırlanmıştı. Şimdi bunlar hiç yokmuş gibi; Rasim’e sallıyorlar.. Rasim az daha program arkadaşınız oluyordu."
Bu iddialar, özellikle ana muhalefet partisi ile merkez sol medya arasındaki perde arkası ilişkilere dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Medyada editoryal bağımsızlık ve finansal ilişkiler tartışması
Barış Yarkadaş'ın Halk TV'ye yönelik eleştirileri, Türkiye'deki medya kuruluşlarının fonlanma yapıları ve editoryal bağımsızlık çizgileri üzerindeki yapısal sorunları bir kez daha gündeme taşıdı. Siyaset analistleri ve medya ombudsmanları, partiler ile yayın organları arasındaki organik bağların ve maddi transferlerin, habercilik reflekslerini doğrudan zedelediğini belirtiyor.
Bir siyasi partinin doğrudan ya da dolaylı desteğiyle ayakta kalan medya mecralarının, kurumsal çıkarlar veya kişisel ricalar doğrultusunda ekran yüzü belirleme ya da belirli yolsuzluk iddialarının üstünü örtme refleksi göstermesi, kamuoyunun haber alma özgürlüğünün önündeki en büyük yapısal engellerden biri olarak kabul ediliyor.