Sidoti, Ekim 2025'ten bu yana İsrail ordusunun işgal alanını arttırdığını ifade etti. O dönemde bölgenin %50'si işgal altındayken bu oranın önce %60'a, ardından %67 ile %70 aralığına yükseldiğini kaydetti. Yaklaşık 2 milyon sivilin her geçen gün daha küçük bir coğrafi alana sıkıştırıldığına dikkat çeken uzman, yaşam koşullarının hayatta kalmayı imkânsız hale getirdiğini belirtti.
Ekim 2025'teki anlaşmada Gazze'nin ihtiyaç duyduğu büyük miktarda insani yardımın içeri girmesinin kararlaştırıldığını hatırlatan Sidoti, gıda, su ve tıbbî malzeme miktarında kısmi bir iyileşme olsa da bu desteğin sahadaki gerçek ihtiyaçların çok gerisinde kaldığını vurguladı. Çadır, barınak ve yapı malzemelerinin "Askerî amaçlarla kullanılabilir" gerekçesiyle reddedilmesi ise krizin derinleşmesine yol açıyor.
Uçurtmaların askerÎ amaçla kullanıldığına dair kanıt yok
Sidoti, Hamas'ın geçmişte uçurtmaları İsrail'e karşı kullandığını kabul ettiğini ancak son dönemde çocukların uçurtmalarının askerî bir tehdit oluşturduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti. Kanıt sunulmaksızın getirilen yasakların, Gazze'deki hayatı tamamen çekilmez kılmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir kampanyanın parçası olduğunu ifade etti.
İsrail askerlerinin çocuk oyuncaklarını hedef alan videolarına da değinen Sidoti, oyuncak ayılara ve çocuk eşyalarına yönelik tahrip edici tutumların, Gazzeli çocukları küçümseme ve yok etme politikasının bir uzantısı olduğunu kaydetti.
BM ve UNRWA'ya yönelik ihlaller uluslararası hukuka aykırı
İsrail'in UNRWA ve diğer BM kuruluşlarını hedef almasının 2 açıdan uluslararası hukuka yönelik ihlal olduğuna dikkat çekildi. İlk olarak İsrail'in BM üyesi devlet olarak kuruluşlarla tam iş birliği yapma yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtildi. İkinci olarak ise BM Ayrıcalık ve Muafiyetlerine Dair Sözleşme'nin ihlal edildiği vurgulandı.
Sidoti, BM mülklerinin diplomatik misyonlarla aynı statüde korunması gerektiğini belirterek, New York ya da Cenevre'deki İsrail misyonlarına benzer bir baskın düzenlenmesi durumunda bunun büyük bir diplomatik kriz oluşturacağına işaret etti. Son 3 yılda eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte BM personelinin kasten öldürüldüğünü kaydeden Sidoti, bu durumun BM'nin 80 yıllık tarihinde yaşanan en büyük trajedi olduğunu dile getirdi.