Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana devam eden yıkım, bölge halkını sadece evsiz bırakmadı, aynı zamanda yaşanabilir her alanı birer açık hava hapishanesine çevirdi. Altyapının yüzde 90’ının yerle bir olduğu bölgede, 1,9 milyon yerinden edilmiş insan hayata tutunmaya çalışıyor. Bugünlerde Gazzelilerin en büyük düşmanı ise sadece bombardımanlar değil; çadır kentlerin üzerine çöken, nefes almayı imkansız kılan kavurucu sıcaklar.
Savaştan ve Sıcaktan Denize Sığınan Hayatlar
İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk edip naylon çadırlara mahkum olan aileler, son günlerde rotayı sahil şeridine kırdı. Çadırların içindeki boğucu sıcaklıktan kaçan Filistinliler, denizin serinliğini bir "psikolojik sığınak" olarak görüyor.
Yıkılan hayatların arasında bir parça huzur arayan Fatma Azzam, durumu şu sözlerle özetliyor: "Buraya sadece denizi özlediğimiz için gelmiyoruz; çadırların içinde boğuluyoruz. Psikolojimizi biraz olsun toparlamak, o ağır havadan kurtulmak için buradayız. Zor şartlar altındayız ama zihinsel bir rahatlama için denizden başka sığınağımız kalmadı."
"Dünyadan Sadece Temiz Su ve Çözüm Bekliyoruz"
Beit Hanun’daki evini geride bırakıp göç yollarına düşen Muhammed Zuveida için sahil, hem bir kaçış hem de bir haykırma noktası. Üç yıla yayılan gerginlik ve son aylardaki ağır savaş koşullarının kendilerini tükettiğini belirten Zuveida, uluslararası topluma sesleniyor:
"Çadırlardan ve bu hayattan yorulduk. Ne yiyecek var, ne temiz içme suyu... Yaşamın en temel ihtiyaçlarından mahrumuz. Dünyaya çağrım şudur: Bize bir çözüm bulun. Bu sıcağın ve yokluğun içinde daha ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum."
Yıkıntılar Arasında "Eski Gazze" Özlemi
Kuzey Gazze’den kaçmak zorunda kalan Abdülkerim Cibril ise denize bakarken sadece ufku değil, savaş öncesindeki huzurlu günleri gördüğünü anlatıyor. Cibril, "İnsanlar buraya savaşı, acıyı ve son yıllarda başımıza gelen tüm o felaketleri bir an olsun unutmak için geliyor. Tek umudumuz Gazze’nin yeniden o eski, güzel günlerine kavuşması," diyerek bölge halkının ortak temennisini dile getiriyor.
Resmi verilere göre bölgedeki konutların 300 binden fazlası tamamen yıkılmış durumda. Şehirleri enkaza dönen Gazzeliler için Akdeniz, bugünlerde sadece bir su kütlesi değil; özgürlüğün, serinliğin ve barışın son sembolü olarak dalgalanıyor.