22 Şubat 2026 Pazar akşamı ekranlara gelen Beyaz’la Joker programında yöneltilen soru, izleyicileri 1950’li yılların İstanbul’una götürdü. “1951 yılında çıkan bir gazete yazısında hangisi için ‘Vaktiyle Hıdırellez’den evvel meydana çıkmaz, onu kimse arayıp sormaz’ diye bahsedilmektedir?” sorusu, kısa sürede merak konusu oldu. Soru, yalnızca bir bilgi yarışması detayı değil; aynı zamanda şehir kültürünün değişimine dair önemli bir ipucu taşıyor. Yanıt ise dönemin mevsimlik alışkanlıklarında saklı.
1951 yılında çıkan gazete yazısında Hıdırellez vurgusu neyi anlatıyor?
1951 tarihli bir gazete yazısında yer alan “Vaktiyle Hıdırellez’den evvel meydana çıkmaz, onu kimse arayıp sormaz” ifadesi, eski İstanbul’da mevsimle sınırlı bir ürünün satış zamanına işaret ediyor. O dönemlerde bazı yiyecekler ve meslek grupları takvime bağlı olarak ortaya çıkıyor, belirli tarihler gelmeden sokaklarda görülmüyordu.
Hıdırellez, 6 Mayıs’ta kutlanan ve baharın gelişini simgeleyen özel bir gündü. Bu tarih, yalnızca kültürel bir bayram değil; aynı zamanda yaz mevsiminin de habercisi kabul edilirdi. 1951 yılında çıkan gazete yazısında geçen ifade, işte tam bu eşik üzerinden bir geleneği hatırlatıyordu.
Beyaz’la Joker sorusu hangi mevsimlik ürünü işaret etti?
Beyaz’la Joker Sorusu olarak gündeme gelen bu tarihî ifade, günümüzde dört mevsim tüketilen bir lezzetin geçmişteki konumunu ortaya koydu. 1950’li yılların İstanbul’unda dondurma, bugünkü gibi her ay ulaşılabilen bir ürün değildi. Aksine, yalnızca yaz aylarında ve özellikle havalar iyice ısındıktan sonra satışa sunulurdu.
Gazete yazısında anlatılan durum, dondurmanın Hıdırellez’den önce tezgâhlarda yer almamasını konu ediniyor. O tarihten önce ne seyyar satıcılar sokakta görünür ne de vatandaşlar bu ürünü talep ederdi. Takvim 6 Mayıs’ı göstermeden dondurmanın adı dahi anılmazdı.
Sorunun doğru cevabı da bu nedenle dondurma oldu.
Hıdırellez’den evvel dondurma neden satılmazdı?
1951 yılında çıkan gazete yazısındaki nostaljik anlatım, eski İstanbul’un “zaman ayarlı” alışkanlıklarına dikkat çekiyor. Mevsimler, günlük yaşamın ritmini belirliyordu. Kışın bozacı, yazın dondurmacı ön plandaydı. Her ürünün bir zamanı, her satıcının bir mevsimi vardı.
Dondurma ise serinletici özelliği nedeniyle yazla özdeşleşmişti. Soğuk bir tatlının bahar öncesinde rağbet görmeyeceği düşünülür, hem esnaf hem de tüketici bu yazılı olmayan kurala bağlı kalırdı. Hıdırellez, bu anlamda bir başlangıç çizgisi sayılırdı.
Ancak 1950’lere gelindiğinde şehir hayatında değişim başladı. Soğutma teknolojilerinin gelişmesi, üretim ve saklama koşullarının kolaylaşmasıyla birlikte dondurma sezonu erkene çekildi. Nisan ayında hatta daha önce tezgâhlarda yer almaya başlayan bu lezzet, geleneksel takvim sınırlarını aşmaya başladı.
1951 yılında çıkan gazete yazısı neyin değiştiğini gösteriyor?
Gazete arşivlerine yansıyan bu ifade, yalnızca bir ürünün satış zamanını değil; aynı zamanda toplumsal dönüşümü de ortaya koyuyor. Eski İstanbul’da mevsimlere bağlı yaşam biçimi, 1950’li yıllarla birlikte esnemeye başladı. Tüketim alışkanlıkları değişti, kent kültürü hız kazandı.
1951 yılında yayımlanan yazıda, dondurmanın artık Hıdırellez beklenmeden piyasaya çıkmasının altı çiziliyordu. Bu durum, nostaljik bir dille aktarılıyor; geçmişteki disiplinli mevsim düzenine gönderme yapılıyordu. “Onu kimse arayıp sormaz” ifadesi ise toplumun ortak hafızasında yer eden bir alışkanlığı özetliyordu.
Beyaz’la Joker Sorusu, bu yönüyle yalnızca doğru cevabı bulmaya değil; geçmişin şehir hayatını hatırlamaya da davet etti.