İslam alemi için haftalık bir yenilenme vesilesi olan mübarek Cuma gününde, bu haftanın hutbe mesajı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlandı. Türkiye genelindeki tüm camilerde okunacak 20 Şubat 2026 Cuma hutbesinin konusu ve tam metni kamuoyuyla paylaşıldı. On bir ayın sultanı Ramazan’ın manevi iklimi camilerde yankılanmaya hazırlanırken, hutbenin teması bu yılın en dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Diyanet’in bu haftaki hutbesinde öne çıkan vurgu ise “Ramazan, Cami ve Hayat” üçgeni üzerinden şekillendi.
20 Şubat 2026 Cuma hutbesinin konusu ne?
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), 20 Şubat 2026 tarihli hutbenin bu haftaki temasını “Ramazan, Cami ve Hayat” olarak ilan etti. Türkiye’nin 81 ilinde, tüm cami kürsülerinden okunacak hutbede Ramazan ayının sadece oruçla sınırlı bir ibadet dönemi olmadığı, aynı zamanda hayatın bütününü kuşatan bir manevi yenilenme fırsatı sunduğu vurgulandı.
Hutbede, camilerin toplumu ayakta tutan temel merkezlerden biri olduğu hatırlatılırken, Ramazan’ın camiyle bağı güçlendiren bir ay olduğuna dikkat çekildi.
20 Şubat 2026 Cuma hutbesinin tam metni ve ana mesajı
Bu haftanın hutbesi, “Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamd ve sena olsun ki, on bir ayın sultanı Ramazan-ı şerife kavuştuk” ifadeleriyle başladı. Metinde Ramazan; rahmet, mağfiret ve bereketin hayatın her alanına yayıldığı müstesna bir zaman dilimi olarak tanımlandı.
Diyanet’in hutbe metninde Ramazan’ın insanın iç dünyasını onaran, hayatına anlam katan bir “mektep” olduğuna vurgu yapıldı. Günlük koşuşturma içinde yıpranan kalbin yeniden toparlanması, kulluk şuurunun güçlenmesi ve sorumlulukların hatırlanması hutbenin temel eksenlerinden biri olarak öne çıktı.
Metinde ayrıca Ramazan’ın, camilerle aramızdaki bağı yeniden tesis etmek için önemli bir fırsat sunduğu ifade edildi. Ezanlar, mukabeleler, teravihler ve cami avlularında kurulan iftar sofralarıyla cami merkezli bir hayatın yeniden inşa edilmesi çağrısı yapıldı.
Diyanet’in “Ramazan, Cami ve Hayat” vurgusu neden öne çıktı?
Bu haftaki hutbede dikkat çeken en güçlü mesajlardan biri, modern hayatın insanı yalnızlaştırdığına dair tespitler oldu. Metinde, aile bağlarının zayıfladığı, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin tükenme noktasına geldiği bir çağda yaşandığı vurgulandı. İnsanların kalabalıklar içinde kimsesiz kaldığı, dünya nimetlerine aşırı meyletmenin huzursuzluk doğurduğu belirtildi.
Diyanet’in hutbesi, bu sorunların çözüm yolunu “cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmek” olarak gösterdi. Hutbe metnine göre camiler sadece ibadet edilen mekanlar değil; aynı zamanda birlik, beraberlik ve kardeşlik bilincinin yeniden kurulduğu merkezler.
Camiler neden “şehirlerin kalbi” olarak tanımlandı?
Hutbe metninde camiler için “medeniyetimizin beşiği, şehirlerimizin kalbi” ifadesi kullanıldı. Bu tanımla birlikte camilerin, imanı ahlakla, ibadeti bilinçle, bilgiyi hikmetle ve kulluğu sorumlulukla yoğuran mukaddes yerler olduğuna dikkat çekildi.
Metinde Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) “Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır” hadisine yer verildi. Kur’an-ı Kerim’den aktarılan ayette ise Allah’ın mescitlerini imar edenlerin, Allah’a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve yalnız Allah’tan sakınan kimseler olduğu hatırlatıldı.
Bu noktada hutbenin önemli mesajı şuydu: Camileri imar etmek sadece bina yapmak değil, cami ruhunu yaşatmak anlamına geliyor.
Hutbede “camileri imar etmek” ne anlama geliyor?
Diyanet’in yayımladığı hutbe metninde “camileri imar etmek” kavramı özellikle açıldı. Buna göre imar etmek, yalnızca camiyi inşa etmekle sınırlı değil.
Hutbede, camileri imar etmenin; aynı safta omuz omuza huzura varabilmek, kubbelerin altında birlik ve kardeşlik şuuruna erebilmek olduğu vurgulandı. Yani hutbe, camiyi bir toplumsal buluşma noktası ve manevi dayanışma merkezi olarak konumlandırdı.
Bu yaklaşım, Ramazan ayının camilerle bağ kurmak için sunduğu fırsatlarla birleştirildi ve cami merkezli bir hayatın yeniden güçlendirilmesi gerektiği mesajı verildi.
Ramazan ayının camiyle bağı hutbede nasıl anlatıldı?
Hutbede Ramazan ayının camiyle bağının özellikle güçlendiği vurgulandı. Metinde; ezanlar, mukabeleler, teravih namazları, ilim halkaları ve iftar sofralarıyla camilerin Ramazan’da daha canlı hale geldiği ifade edildi.
Bu canlılığın yalnızca ibadet yoğunluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma açısından da önemli olduğu hatırlatıldı. Ramazan’ın manevi havasından daha fazla istifade edebilmenin, insanın özüne dönmesine ve kulluk şuurunu canlı tutmasına yardımcı olacağı belirtildi.
Hutbenin aile, çocuklar ve gelecek mesajı neydi?
20 Şubat 2026 Cuma hutbesinde Ramazan’ın aile hayatına etkisine de geniş yer verildi. Metinde, çocukların zihin ve gönül dünyalarında Ramazan ayına dair güzel hatıralar biriktirilmesinin önemine dikkat çekildi.
Bu hatıraların, çocukların geleceğe daha güvenle bakmasına katkı sağlayacağı vurgulandı. Hutbede ayrıca, vaktin merkezine namazın, hayatın merkezine caminin yerleştirilmesi halinde dünya ve ahiret saadetine ulaşılabileceği ifade edildi.
Bu bölüm, hutbenin sadece bireysel ibadete değil, toplumun geleceğine dair mesajlar taşıdığını da gösterdi.
Hutbe hangi müjdeyle tamamlandı?
Diyanet’in yayımladığı hutbe metni, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) camiye gitmenin faziletine dair müjdesiyle sona erdi. Hutbede yer verilen hadiste şu anlam öne çıktı:
Bir kimse camiye gitme niyetiyle evinden çıktığında, attığı her adım için bir sevap yazılır, diğer adımı için de bir günah silinir.
Bu mesajla birlikte hutbe, camiyle bağ kurmanın sadece Ramazan’a özel değil, hayatın her dönemine yayılan bir bilinç olması gerektiği vurgusuyla tamamlandı.