Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, devam eden savaşlar ve büyük güçler arasındaki restleşmeler, geçmişteki kehanetleriyle tanınan Baba Vanga’yı yeniden gündeme taşıdı. Bulgaristan’da yaşayan ve 1996 yılında hayatını kaybeden Baba Vanga’nın özellikle 2026 yılına ilişkin öngörüleri, son dönemde sosyal medyada ve uluslararası basında sıkça tartışılıyor.
“Balkanların Nostradamus’u” olarak anılan Baba Vanga’nın, bazı büyük küresel olayları önceden bildiği iddiaları, mevcut dünya tablosu ile birlikte yeniden hatırlatılıyor. Uzmanlar ise bu kehanetlerin nasıl okunması gerektiği konusunda temkinli bir yaklaşım çağrısı yapıyor.

Küresel gerilimler Baba Vanga’yı yeniden gündeme taşıdı
Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar, Çin ile ABD arasındaki Tayvan merkezli gerilim ve İran’a yönelik sertleşen söylemler, dünya kamuoyunda belirsizlik algısını artırmış durumda. Bu atmosferde Baba Vanga’nın 2026 yılına dair sözleri, geçmişten bugüne uzanan bir merak unsuru olarak yeniden yorumlanıyor.
Vanga’nın takipçileri, onun kehanetlerinin yalnızca belirli olaylara değil, insanlığın genel gidişatına dair uyarılar içerdiğini savunuyor.
2026 iddiaları: Büyük bir kırılma mı?
Baba Vanga’ya atfedilen kehanetler arasında 2026 yılı, insanlık için kritik bir eşik olarak tanımlanıyor. Bazı yorumlara göre bu dönem, doğrudan bir yıkımdan ziyade uzun soluklu ve yıpratıcı bir küresel çatışma sürecinin başlangıcına işaret ediyor.
“Süper güçlerin karşı karşıya gelmesi” ve “Doğu ile Batı arasındaki hesaplaşma” ifadeleri, günümüz uluslararası dengeleriyle birlikte okunduğunda farklı senaryoları gündeme getiriyor. Ancak tarihçiler ve akademisyenler, bu tür kehanetlerin kesin öngörüler olarak ele alınmaması gerektiğini vurguluyor.

Kasım 2026 vurgusu ve uzay iddiaları
Baba Vanga’nın 2026 yılına ilişkin en dikkat çeken yorumlarından biri de kasım ayına dair yapılan spekülasyonlar. Kehanetleri yorumlayan bazı kaynaklar, bu dönemde insanlığın evrenle ilgili algısını sarsacak olağanüstü bir gelişme yaşanabileceğini öne sürüyor.
Bu iddialar, dünya dışı yaşamla temas gibi bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen senaryoları da içeriyor. Uzmanlar, bu tür anlatıların daha çok sembolik ve metaforik okumalarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Teknoloji, etik ve insanlık sınavı
Baba Vanga’nın öngörülerinde 2026 yılı, yalnızca savaş ve felaketlerle değil, teknolojik dönüşümle de ilişkilendiriliyor. Yapay zeka ve biyoteknoloji alanındaki hızlı ilerlemenin, toplumları etik ve ahlaki açıdan yeni sorularla karşı karşıya bırakacağı öne sürülüyor.
İleriye dönük kehanetlerde, yapay organ üretiminin yaygınlaşması ve kanser teşhisinde devrim niteliğinde gelişmeler gibi daha somut ve iyimser başlıklar da yer alıyor.
5079 yılı iddiası ve kehanetlere temkinli yaklaşım
Baba Vanga’ya atfedilen anlatılara göre insanlığın nihai sonu 5079 yılına tarihleniyor. Bu yaklaşım, 2026 gibi yılların mutlak bir son değil, dönüşüm sürecinin parçaları olduğu fikrine dayanıyor.
Çernobil faciası, 11 Eylül saldırıları ve Prenses Diana’nın ölümü gibi olayları bildiği iddia edilen Baba Vanga’nın bazı kehanetlerinin ise gerçekleşmediği biliniyor. Uzmanlar, bu nedenle söz konusu öngörülerin tarihsel, kültürel ve psikolojik bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.