Meksika’nın Sinaloa eyaleti, son yılların en büyük maden mucizelerinden birine tanıklık etti. 25 Mart tarihinde El Rosario kasabasındaki Santa Fe altın madeninde yaşanan set çökmesi, bir anda büyük bir faciaya dönüştü. Atık barajının patlamasıyla birlikte tüneller saniyeler içinde su ve çamurla doldu. O an içeride bulunan 25 madenciden 21’i dışarı çıkmayı başarırken, 4 işçi karanlık dehlizlerde mahsur kaldı.
Karanlık Tünellerde 13 Günlük Direniş
Günlerce süren ve umutların tükendiği noktada Meksika Ordusu’na bağlı uzman dalgıç ekipleri, yerin 300 metre altında inanılması güç bir ana tanık oldu. Suyla dolu zifiri karanlık tünellerde ilerleyen ekipler, uzak bir noktadan gelen zayıf bir ışık hüzmesi fark etti. Bu ışık, 42 yaşındaki Francisco Zapata’nın elindeki meşaleyi bir an olsun söndürmeden sürdürdüğü hayat mücadelesinin simgesiydi. Bel hizasına kadar yükselen suyun içinde tam 312 saat boyunca direnen Zapata, kurtarma ekiplerini gördüğünde ağzından dökülen ilk cümle şu oldu: “İnancımı kaybetmedim!”
21 Saat Süren Kritik Tahliye Operasyonu
Zapata’nın tespit edilmesinin ardından zamana karşı yarış başladı. Dar ve balçıkla kaplı tüneller, kurtarma operasyonunu adeta imkansız hale getirdi. Uzman ekiplerin madenciyi güvenli bölgeye ulaştırması tam 21 saat sürdü. Her adımın büyük risk taşıdığı bu operasyonda Zapata, büyük bir titizlikle gün yüzüne çıkarıldı. Hastaneye kaldırılan talihsiz işçinin hayati tehlikeyi atlattığı ve sağlık durumunun stabil olduğu öğrenildi.
Altın Madeninde Hüzün ve Sevinç Bir Arada
Facianın bilançosu ise yürekleri burktu. Mahsur kalan dört işçiden José Alejandro Cástulo olaydan 5 gün sonra sağ kurtarılırken, bir diğer madenciden acı haber geldi. Ekipler, mahsur kalan dördüncü işçinin hayatını kaybettiğini doğruladı. Yaşanan bu olay, Meksika’da madencilik sektöründeki güvenlik önlemlerini ve denetim eksikliklerini bir kez daha sert tartışmaların odağına yerleştirdi.