Yaz mevsiminin tam ortasında, şehirlerdeki termometreler 40 derecenin üzerine çıkıp hissedilen sıcaklıklar 45 dereceyi zorlarken, pek çok kişi için tatil planları bir zorunluluğa dönüşüyor. Ancak bunaltıcı sıcaklardan kurtulmak için tek çare deniz kenarları değil. Türkiye’nin yüksek rakımlı yaylaları, derin kanyonları ve el değmemiş gölleri, yaz aylarında bile ziyaretçilerine adeta kış havası yaşatıyor. İşte temmuz ve ağustos aylarında klimaya ihtiyaç duymayacağınız, doğanın göbeğindeki o serin sığınaklar...
Karadeniz’in Yeşil Zirvesi: Ayder Yaylası (Rize)
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde, deniz seviyesinden tam 1.350 metre yükseklikte konumlanan Ayder Yaylası, Karadeniz’in en popüler kaçış noktalarının başında geliyor. Yaz ortasında bile akşamları soba yakılan bu eşsiz coğrafya; yemyeşil çay tarlaları, coşkuyla akan şelaleleri ve şifalı kaplıcalarıyla dikkat çekiyor. Ayder’de bir yaz gecesini battaniyesiz geçirmek neredeyse imkânsız.

Köknar Ormanlarının Arasındaki Kartpostal: Uzungöl (Trabzon)
Trabzon’un dağlar arasına gizlenmiş incisi Uzungöl, 1.100 metrelik rakımıyla sıcak yaz günlerinde adeta bir vaha görevi görüyor. Sabahın erken saatlerinde gölün üzerine çöken yoğun sis tabakası ve çevresini saran devasa köknar ormanları, ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor. Göl çevresinde yapılan doğa yürüyüşleri ve temiz hava, şehir yorgunluğunu unutturacak cinsten.

Metropollere En Yakın Sığınak: Abant Gölü (Bolu)
İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin keşmekeşinden ve sıcağından kaçmak isteyenlerin ilk tercihi Bolu oluyor. Yaklaşık 1.300 metre yükseklikte yer alan bu krater gölü, kayın ve köknar ağaçlarıyla bezeli çevresi sayesinde yaz aylarında bile serin bir mikroklimal atmosfere sahip. Gölde yapılan fayton turları, yürüyüş parkurları ve piknik alanları, özellikle ailece serinlemek isteyenler için biçilmiş kaftan.

Macera Severlerin Zirvesi: Kaçkar Dağları (Rize - Artvin)
Eğer aradığınız sadece serinlik değil, aynı zamanda adrenalin ve kamp deneyimiyse, rotayı Kaçkarlar’a çevirmelisiniz. Temmuz ortası ile ağustos sonu, bölgedeki karların eridiği ve yağışın azaldığı en ideal trekking dönemidir. Buzul göllerinin ve sisli zirvelerin eşlik ettiği bu zorlu ama büyüleyici coğrafyaya adım atmadan önce su geçirmez kıyafetlerinizi yanınıza almayı unutmamalısınız.

Kavurucu Akdeniz’de Buz Gibi Bir Vaha: Saklıkent Kanyonu (Antalya)
Antalya’nın kavurucu yaz sıcağına meydan okuyan Saklıkent Kanyonu, yüksek kaya bloklarının arasına gizlenmiş doğal bir serinlik merkezi. Kanyonun içinden akan buz gibi su, çevre sıcaklığını anında en az 15 derece aşağı çekiyor. Akdeniz tatilinde bunalanlar için kanyonun serin sularında yürümek, yaz ortasında yaşanabilecek en ferahlatıcı deneyimlerden biri.

Seyahat Severlere Önemli Uyarılar Yüksek rakımlı bölgelerde gece ve gündüz sıcaklık farkları oldukça belirgindir; bu nedenle seyahat çantanıza mutlaka kalın giysiler eklemelisiniz. Ayrıca uzmanlar, yüksek irtifalarda vücudun susuz kalmaması adına bol su tüketilmesini, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmasını ve kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin bu tarz rotalara çıkmadan önce mutlaka doktorlarına danışması gerektiğini hatırlatıyor.