Abdullah Öcalan’ın kamuoyuna yansıyan yeni mesajı, “serbest kalıyor mu?” sorusunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. DEM Parti tarafından Ankara’da paylaşılan metinde, “barış yasası”, “demokratik entegrasyon” ve “pozitif inşa aşaması” vurguları öne çıktı. PKK’nın silah bırakma sürecinin ardından gelen bu açıklama, siyaset ve hukuk çevrelerinde yeni bir tartışma başlattı.
Mesajın içeriği kadar zamanlaması da dikkat çekti. Sürecin birinci yılında yapılan çağrı, Meclis’te kabul edilen komisyon raporunun ardından geldi.
Abdullah Öcalan serbest mi kalıyor, yeni mektubunda ne mesaj verdi?
İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’ın yeni mektubu, DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan tarafından kamuoyuna okundu. Metinde doğrudan bir tahliye ya da serbest bırakılma çağrısı yer almadı. Ancak “barış yasalarının gerekli olduğu” ve “demokratik entegrasyona geçiş” ifadeleri, hukuki düzenleme beklentisini güçlendirdi.
Öcalan, 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına atıfta bulunarak, silahın anlamsızlaştığını ve tercihin siyasetten yana yapıldığını belirtti. Bu çerçevede gelinen noktayı “negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçiş” olarak tanımladı.
Serbest kalıp kalmayacağına ilişkin net bir ifade bulunmasa da, mesajın hukuki ve siyasal reform çağrısı niteliği taşıdığı yorumları yapılıyor.
PKK silah bırakma süreci ve Meclis komisyonu sonrası yeni aşama
1978’de Diyarbakır’ın Fis Köyü’nde kurulan PKK, 11 Temmuz 2025’te silah bıraktığını duyurmuştu. Süleymaniye’de bir grup örgüt üyesinin silahlarını yakması, sürecin sembolik kırılma anı olarak kayda geçmişti.
Bu gelişmenin ardından TBMM’de “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kurulmuş, farklı partilerden üyeler İmralı’da görüşmeler gerçekleştirmişti. Görüşme tutanakları kamuoyuyla paylaşılmış, 18 Şubat’ta da sürece ilişkin ortak rapor kabul edilmişti.
Yeni mektup, tam da bu siyasi ve kurumsal zemin üzerinde geldi. Öcalan, şiddete dayalı dönemin kapandığını, demokratik siyaset ve hukuk temelinde yeni bir sürecin inşa edilmesi gerektiğini savundu.
Barış yasası ve demokratik entegrasyon çağrısı ne anlama geliyor?
Mesajın en kritik bölümlerinden biri “demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar” ifadesi oldu. Bu vurgu, yeni bir yasal çerçeve tartışmasını beraberinde getirdi.
Öcalan, demokratik entegrasyonu ayrıştırmacı ya da asimilasyoncu yöntemlerin alternatifi olarak tanımladı. Demokratik toplum modelinin; siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda yeni bir hukuk mimarisi gerektirdiğini belirtti. Mevcut krizlerin temelinde demokratik hukuk eksikliği olduğunu savundu.
Bu çerçevede yapılacak olası düzenlemelerin kapsamı, içeriği ve sınırları önümüzdeki dönemde siyasi tartışmaların ana başlıklarından biri olacak.
Demokratik toplum, anayasal vatandaşlık ve yeni siyaset dönemi
Metinde dikkat çeken bir diğer başlık “anayasal vatandaşlık” yaklaşımı oldu. Vatandaşlık bağının millete aidiyet üzerinden değil, devletle kurulan hukuki bağ üzerinden tanımlanması gerektiği ifade edildi. Din, dil ve milliyetin empoze edilemeyeceği; özgür yurttaşlık temelinde bir çerçeve önerildi.
Öcalan ayrıca yeni dönemin dilinin buyurgan ve otoriter olamayacağını belirterek, karşılıklı saygı ve ortak akıl vurgusu yaptı. Kadınların demokratik entegrasyon sürecindeki rolüne özel bir başlık açtı ve kadınların toplumsal dönüşümde itici güç olduğunu dile getirdi.
Tüm bu ifadeler, mesajın yalnızca güvenlik eksenli değil; siyasal ve toplumsal dönüşüm iddiası taşıdığını gösteriyor.
Erdoğan, Bahçeli ve Özel’e teşekkür mesajı
Yeni çağrıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katkıları da anıldı. Sürece olumlu katkı sunan siyasi ve sivil aktörlere teşekkür edildi.
Bu bölüm, mesajın yalnızca tek taraflı bir açıklama olmadığını; mevcut siyasi zemini referans aldığını ortaya koydu. Özellikle farklı partilere yapılan atıflar, sürecin çok aktörlü ilerlediği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Abdullah Öcalan serbest mi kalacak sorusu neden yeniden gündemde?
Mektupta doğrudan tahliye ifadesi yer almamasına rağmen, “barış yasası” ve “hukuki güvence” vurguları kamuoyunda serbest bırakılma ihtimaline dair tartışmaları artırdı. Sürecin hukuki boyutunun nasıl şekilleneceği, Meclis’te atılacak adımlara bağlı olacak.
Uzmanlara göre bundan sonraki aşama, siyasal iradenin atacağı somut adımlar ve hazırlanacak olası düzenlemelerle netleşecek. Şiddete dayalı dönemin kapandığı yönündeki beyanın ardından, demokratik siyaset zemininde hangi reformların gündeme geleceği merak konusu.
Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin eşiğinde olunduğu yorumları yapılırken, gözler hem Meclis çalışmalarına hem de sürecin hukuki çerçevesine çevrilmiş durumda.