Ortadoğu siyasetinin en dikkat çekici figürlerinden biri olan Abdurrahman Kasımlo, hem İran Kürt hareketi içindeki rolü hem de uluslararası diplomasiyle kurduğu ilişkiler nedeniyle uzun yıllar gündemde kaldı. Akademik kariyeri, siyasi mücadelesi ve trajik ölümüyle tarihe geçen Kasımlo’nun yaşamı, İran’daki Kürt hareketinin şekillenmesinde önemli bir döneme işaret ediyor. Özellikle Mahabad Cumhuriyeti deneyimi, KDP-İ genel sekreterliği ve Viyana’da gerçekleşen suikast, onun hayat hikâyesinin en kritik dönemeçleri arasında yer alıyor.
Abdurrahman Kasımlo kimdir, nerelidir, ailesi ve eğitim hayatı nasıldı?
Abdurrahman Kasımlo, 1930 yılında İran’ın Batı Azerbaycan eyaletinde bulunan Urmiye kentinde dünyaya geldi. Siyasi ve ekonomik açıdan güçlü bir aileye mensup olan Kasımlo’nun babası Muhammed Kasımlo, İran Şahı’na danışmanlık yapmış ve “Wussuq-e Divan” unvanını almış önemli bir isimdi. Annesi Nana Jan Timsar ise Asurlu bir Hristiyan’dı. Bu çok kültürlü aile yapısı, onun ilerleyen yıllarda geliştirdiği siyasi düşünce ve perspektif üzerinde belirleyici oldu.
İlk ve orta öğrenimini Urmiye ve Tahran’da tamamlayan Kasımlo, genç yaşlardan itibaren siyasete ilgi duymaya başladı. Henüz 15 yaşındayken, 1946 yılında kurulan ve kısa süre sonra yıkılan Mahabad Kürt Cumhuriyeti döneminde İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin gençlik yapılanmasında yer aldı.
Yükseköğrenim için Avrupa’ya giden Kasımlo, Çekoslovakya’nın başkenti Prag’da ekonomi alanında doktora yaptı. Avrupa’daki akademik hayatı sırasında siyasi çevrelerle yakın ilişkiler kurdu. 1952 yılında Kürdistan’a döndüğünde artık yalnızca bir siyasi aktivist değil, uluslararası bağlantıları bulunan bir siyasetçi olarak öne çıkıyordu.
Mahabad Cumhuriyeti, KDP-İ genel sekreterliği ve siyasi yükselişi
Kasımlo’nun siyasi kariyeri, Mahabad Cumhuriyeti deneyimiyle birlikte daha görünür hale geldi. İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) içinde hızla yükselen Kasımlo, 1973 yılında düzenlenen partinin Üçüncü Kongresi’nde genel sekreter seçildi.
Bu görev, onun siyasi yaşamının en önemli aşamalarından biri oldu. Kasımlo, 1989 yılındaki ölümüne kadar KDP-İ genel sekreterliği görevini sürdürdü. Bu dönemde İran’daki Kürt siyasi hareketinin en etkili liderlerinden biri haline geldi.
1979 İran Devrimi ise Kasımlo’nun siyasi mücadelesinde yeni bir dönemi başlattı. KDP-İ başlangıçta Şah rejiminin devrilmesini destekledi. Ancak devrim sonrasında Ayetullah Humeyni yönetimi ile yaşanan görüş ayrılıkları kısa sürede derinleşti.
Kasımlo’nun sık sık dile getirdiği “Kürtlere özerklik, İran’a demokrasi” yaklaşımı Tahran yönetimi tarafından kabul edilmedi. Humeyni’nin Kürt hareketine karşı “cihat” ilan etmesiyle birlikte İran’ın batı bölgelerinde yoğun çatışmalar yaşandı.
1980’li yılların başlarında askeri dengeler değişti ve KDP-İ sahada ciddi kayıplar verdi. Bu süreçte Kasımlo, İran’ın devrik Cumhurbaşkanı Ebu’l-Hasan Beni Sadr ile siyasi ittifak kurmaya çalıştı. Ancak bu girişim beklenen sonucu vermedi.
Paris sürgünü ve İran Ulusal Direniş Konseyi süreci
1984 yılında Paris’e yerleşen Kasımlo, mücadelesini askeri alandan diplomatik alana taşıdı. İran Ulusal Direniş Konseyi’ne katılarak uluslararası platformlarda Kürt meselesini gündeme getirmeye çalıştı.
Bu dönemde Avrupa’daki birçok siyasi çevreyle temas kuran Kasımlo, Kürt sorununun siyasi yollarla çözülmesi gerektiğini savundu. İran-Irak Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Tahran yönetimi de farklı çözüm arayışlarına yöneldi.
Bu çerçevede İranlı yetkililer ile Kürt temsilciler arasında bazı gizli temaslar başladı. Görüşmelerin önemli bir bölümü Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirildi. Kasımlo da bu görüşmelere katılarak siyasi çözüm umutlarını sürdürdü.
Abdurrahman Kasımlo suikastı nasıl gerçekleşti, Viyana görüşmeleri neydi?
13 Temmuz 1989 tarihinde Viyana’da gerçekleştirilen dördüncü görüşme, trajik bir olayla sonuçlandı. Toplantı sırasında Kasımlo ve beraberindeki KDP-İ temsilcileri silahlı saldırıya uğradı.
Saldırı sonucunda Abdurrahman Kasımlo olay yerinde hayatını kaybetti. Olay, Avrupa kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ve uluslararası basında geniş yer buldu.
Suikastla bağlantılı olduğu belirtilen bazı İranlı yetkililer Avusturya makamları tarafından gözaltına alındı. Ancak kısa süre sonra serbest bırakıldılar ve İran’ın Viyana Büyükelçiliği’ne sığındılar.
Bu gelişme Avusturya ile İran arasında diplomatik gerilime yol açtı. Suikast, yalnızca bir siyasi cinayet olarak değil aynı zamanda uluslararası hukuk açısından tartışmalı bir olay olarak tarihe geçti.
Abdurrahman Kasımlo mezarı nerede, yerine kim geçti, Sadık Şerefkendi suikastı bağlantısı nedir?
Abdurrahman Kasımlo’nun cenazesi Paris’e götürüldü ve dünyanın en ünlü mezarlıklarından biri olan Père Lachaise Mezarlığı’na defnedildi. Mezarı, Kürt siyasi hareketi açısından sembolik bir ziyaret noktası haline geldi.
Kasımlo’nun ölümünün ardından İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin genel sekreterliği görevini Sadık Şerefkendi üstlendi. Ancak bu süreç de uzun sürmedi.
1992 yılında Berlin’deki Mykonos Restoranı’nda gerçekleştirilen saldırıda Sadık Şerefkendi de hayatını kaybetti. Bu olay, Avrupa’da İran bağlantılı siyasi suikast iddialarını yeniden gündeme getirdi.
Abdurrahman Kasımlo’nun hayatı; Mahabad Cumhuriyeti deneyimi, KDP-İ genel sekreterliği, Humeyni ile yaşanan özerklik krizi, Paris sürgünü ve Viyana suikastı gibi kritik başlıklarla şekillendi. Siyasi yaşamı kadar ölümü de Ortadoğu’nun en tartışmalı olayları arasında yer almayı sürdürüyor.