Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Ali Çetinkaya (Kel Ali) kimdir, neden tartışmalı bir isim olarak anılıyor, ne iş yapıyordu, neden bu lakap?

Ali Çetinkaya (Kel Ali) kimdir, neden tartışmalı bir isim olarak anılıyor, ne iş yapıyordu, neden bu lakap?

Kel Ali lakaplı Ali Çetinkaya kimdir, neden tartışmalı? İstiklal Mahkemeleri, siyasi kariyeri ve Cumhuriyet dönemindeki rolü bu haberde.

21 Şubat 1949’da hayatını kaybeden Ali Çetinkaya, kamuoyunda daha çok “Kel Ali” lakabıyla tanınan, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına damga vurmuş en sert ve tartışmalı isimlerden biri olarak hafızalarda yer aldı. Askerlikten siyasete uzanan yaşamı boyunca cepheden cepheye koşan Çetinkaya, aldığı kararlar ve üstlendiği rollerle hem destek gördü hem de eleştirilerin odağında kaldı. Özellikle İstiklal Mahkemeleri’ndeki tutumu, onu Türk siyasi tarihinin en çok konuşulan figürlerinden biri haline getirdi. Peki Ali Çetinkaya kimdir, neden hâlâ tartışılmaya devam ediyor?

Ali Çetinkaya’nın askeri kariyeri cepheden cepheye uzandı

1878 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya gelen Ali Çetinkaya, Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Balkanlar’da çeşitli görevlerde bulundu. Arnavutluk sınırında karakol komutanlığı yapan Çetinkaya, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan çalkantıların tam ortasında yer aldı. 1911 yılında Trablusgarp Savaşı’nda İtalyanlara karşı verilen mücadelede Mustafa Kemal Atatürk ile aynı cephede savaşması, askeri kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Irak ve Kafkas cephelerinde görev alan Ali Çetinkaya, Yunan ordusunun İzmir’e çıkışı sırasında Ayvalık Cephesi’nde bulunan birliklerde yer aldı. Bu cephede düşmana sıkılan ilk kurşunlar arasında onun komuta ettiği unsurların da bulunması, askeri geçmişinde sıkça vurgulanan detaylar arasında yer aldı.

Siyasete geçiş: İttihat ve Terakki’den Meclis-i Mebusan’a

Askerlik hayatının ardından siyasete yönelen Ali Çetinkaya, İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde aktif bir rol üstlendi. Kurtuluş Savaşı’nın ilk dönemlerinde Meclis-i Mebusan’a seçilmesi, onun siyasal alandaki yükselişinin başlangıcı oldu. Ancak bu süreç kesintisiz ilerlemedi. İngilizler tarafından hazırlanan Malta sürgünleri listesine alınan Çetinkaya, bir süre yurt dışında tutuldu.

Malta sürgünü, Ali Çetinkaya’nın siyasi kariyerinde geçici bir duraksamaya neden olsa da, Türkiye’ye dönüşüyle birlikte yeniden etkin bir figür haline gelmesini engellemedi.

TBMM’de Ali Çetinkaya: Güçlü ve sert bir profil

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne döndükten sonra milletvekili olarak görev alan Ali Çetinkaya, Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun yönetiminde yer aldı. Meclis’teki sert üslubu ve disiplin vurgusu, onu kısa sürede dikkat çeken isimlerden biri haline getirdi. Dostları tarafından kararlı ve tavizsiz olarak tanımlanırken, muhalifleri tarafından ise otoriter bir siyasetçi olarak eleştirildi.

1934 yılında Bayındırlık Bakanlığı görevine getirilen Çetinkaya, özellikle Ankara’daki kamu binaları ve altyapı projelerinde etkili oldu. Cumhuriyet’in başkentinde yürütülen imar faaliyetlerinde aktif rol alması, onun idari yönünü öne çıkaran unsurlardan biri olarak kayda geçti. 1939–1940 yılları arasında ise kısa süreliğine Ulaştırma Bakanlığı görevini üstlendi.

Demiryolu yatırımları ve “demir ağlar” dönemi

Ali Çetinkaya denildiğinde akla gelen en önemli icraat alanlarından biri demiryolları oldu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında demiryolu ağının genişletilmesi, devlet politikası haline gelirken Çetinkaya bu sürecin uygulayıcı isimlerinden biri olarak öne çıktı. Anadolu’nun dört bir yanını demiryollarıyla birbirine bağlamayı hedefleyen bu kalkınma hamlesi, dönemin simge projeleri arasında yer aldı.

Bu nedenle Ali Çetinkaya, “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” dizeleriyle hafızalara kazınan dönemin önemli aktörlerinden biri olarak anıldı.

İstiklal Mahkemeleri ve ‘Kel Ali’ tartışmaları

Ali Çetinkaya’nın kamuoyunda en tartışmalı şekilde hatırlanmasının başlıca nedeni, İstiklal Mahkemeleri’ndeki rolü oldu. Sert mizacı ve tavizsiz kararları, ona “Kel Ali” lakabını kazandırdı. Kimileri için devlet otoritesini ve disiplinini temsil eden bir figür olarak görülen Çetinkaya, kimileri için ise aşırı sert ve zalim uygulamaların simgesi haline geldi.

İstiklal Mahkemeleri dönemine dair anlatılan hikâyeler ve efsaneler, onun imajını yıllar boyunca canlı tuttu. Bu anlatımlar, Ali Çetinkaya’nın tarihsel mirasının neden hâlâ tartışıldığını da ortaya koydu.

Halit Paşa olayı ve siyasi düşüş

1925 yılında TBMM’de yaşanan ve Ardahan Milletvekili Halit Paşa’nın ölümüyle sonuçlanan olay, Ali Çetinkaya’nın kariyerindeki en karanlık başlıklardan biri olarak kayda geçti. Meşru müdafaa gerekçesiyle yargılanmaması, uzun yıllar boyunca kamuoyunda tartışma konusu oldu. Bu olaydan sonra Çetinkaya’nın halk nezdindeki desteği giderek azaldı.

Çok partili hayata geçiş sürecinde yapılan ilk serbest seçimde Afyonkarahisar’dan milletvekili seçilememesi, onun siyasi etkisinin zayıfladığını gösterdi.

Ali Çetinkaya’nın son yılları ve ardında kalan miras

Siyasi hayatının son dönemlerini İstanbul’da geçiren Ali Çetinkaya, 21 Şubat 1949’da hayatını kaybetti. Ardında ise keskin hatlara sahip, çelişkilerle dolu bir miras bıraktı. Asker, siyasetçi, bakan ve İstiklal Mahkemeleri üyesi kimlikleriyle Cumhuriyet tarihinin en sert figürlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.