Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Artvin’in sarp yamaçlarında bir ömür: Taş duvarlarla ilmek ilmek işlenen 62 yıllık miras

Artvin’in sarp yamaçlarında bir ömür: Taş duvarlarla ilmek ilmek işlenen 62 yıllık miras

Artvin’in zorlu coğrafyasında, modern iş makinelerinin girmediği dik yamaçlar, insan iradesinin ve emeğinin en somut kanıtı olarak yükseliyor. 1963 yılında Aziz Ayık’ın başlattığı teraslama çalışması, bugün torunu 50 yaşındaki Temel Ayık’ın ellerinde bir yaşam felsefesine dönüşmüş durumda.

Artvin’de dedesinin 62 yıl önce taşları tek tek dizerek iki dönümden sekiz dönüme çıkardığı dik yamaçlı arazi, bugün üçüncü kuşak temsilcisi Temel Ayık ile bereketini korumaya devam ediyor.

Artvin’in zorlu coğrafyasında, modern iş makinelerinin girmediği dik yamaçlar, insan iradesinin ve emeğinin en somut kanıtı olarak yükseliyor. 1963 yılında Aziz Ayık’ın başlattığı teraslama çalışması, bugün torunu 50 yaşındaki Temel Ayık’ın ellerinde bir yaşam felsefesine dönüşmüş durumda. Dededen babaya, babadan da evlada geçen bu toprak parçası, sadece bir tarım alanı değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir sadakat hikâyesini temsil ediyor.

Taş ustalığıyla şekillenen topraklar

Aziz Ayık, hiçbir teknolojik imkânın bulunmadığı yıllarda, eğimli araziyi taş duvarlarla destekleyerek tarıma elverişli evlekler haline getirdi. Bu meşakkatli süreç, oğlu Hasan Ayık ile devam etti ve arazinin verimi katlanarak arttı. Geçtiğimiz yıl babasını kaybeden Temel Ayık, şimdi bu devasa mirası tek başına sırtlıyor. Toplamda 35 farklı evlekten oluşan ve genişlikleri 4 metreye kadar ulaşan teraslar, Ayık ailesinin yıllardır süren disiplinli çalışmasının bir nişanesi olarak sapasağlam ayakta duruyor.

Her köşesinde farklı bir lezzet saklı

Doğanın zorluklarına rağmen arazide adeta bir botanik bahçesi çeşitliliği yaşanıyor. Geleneksel meyvelerden ceviz, elma, armut, dut ve kirazın yanı sıra; son dönemde iklimin değişmesiyle limon ve mandalina gibi türler de toprakla buluştu. Sebze ihtiyacının tamamının karşılandığı bu özel alanda, toprakla kurulan bağın önemine dikkat çeken Temel Ayık, üretimin bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Toprağa vefa borcu

Dedelerinden kalan mirası korumayı bir görev edinen Ayık, toprağın insan hayatındaki yerine dair şunları söylüyor: İnsan toprağı asla terk etmemeli. Yediğimiz ve içtiğimiz her şeyin kaynağı bu topraklar. Dedem ve babamın büyük emeklerle kurduğu bu düzeni yaşatmak, yeşili korumak benim için bir vefa borcu. İmkânlarım elverdiği sürece bu yamaçları güzelleştirmeye ve üretmeye devam edeceğim. Toprağına sahip çıkan, hem kendi geleceğini hem de ülkesinin geleceğini kazanır.