Yeni Birlik Gazetesi Yaşam 'Atımı Bağladım Nar Ağacına' Türküsü Kime Ait, Erzurum mu Harput mu, Dersim ile Bağlantısı Var mı, Sözleri Değiştirildi mi?

'Atımı Bağladım Nar Ağacına' Türküsü Kime Ait, Erzurum mu Harput mu, Dersim ile Bağlantısı Var mı, Sözleri Değiştirildi mi?

Türk halk müziğinde farklı yörelere mal edilen eserler sıkça tartışma konusu oluyor. “Değirmen başında vurdular beni” ve “Atımı bağladım nar ağacına” dizeleriyle bilinen anonim türkü de bunlardan biri. Erzurum türküsü olarak kayıtlara geçen versiyonu da var, Harput yöresine ait olduğu belirtilen varyantı da. Ancak asıl tartışma, türkünün Dersim isyanı ile ilişkilendirilmesi ve sözlerinin zaman içinde değiştirilip değiştirilmediği üzerine yoğunlaşıyor.

Türk halk müziğinde farklı yörelere mal edilen eserler sıkça tartışma konusu oluyor. “Değirmen başında vurdular beni” ve “Atımı bağladım nar ağacına” dizeleriyle bilinen anonim türkü de bunlardan biri. Erzurum türküsü olarak kayıtlara geçen versiyonu da var, Harput yöresine ait olduğu belirtilen varyantı da. Ancak asıl tartışma, türkünün Dersim isyanı ile ilişkilendirilmesi ve sözlerinin zaman içinde değiştirilip değiştirilmediği üzerine yoğunlaşıyor.

Erzurum Türküsü mü, Harput Ağıtı mı?

Türkü, bir kaynakta Mehmet Şaban Ataman’dan alınarak Neriman Altındağ Tüfekçi imzasıyla Erzurum türküsü olarak gösteriliyor. Sözlerinde şu dizeler yer alıyor:

“Değirmen başında vurdular beni
Kirli tütünlüğe sardılar beni
Vurma Ragıp vurma nar tanesiyem
Anamın babamın bir tanesiyem”

Başka bir kaynakta ise Abdullah Tunç’tan derlenen Harput (Elazığ) yöresi türküsü olarak geçiyor. Bu varyantta “Mezire’den çıktım ağrıyor başım” sözleri dikkat çekiyor. Mezire, Elazığ’ın ilçesi olarak biliniyor. Aynı türkünün farklı yörelerde küçük söz değişiklikleriyle yaşatılması, anonim halk müziğinin doğası içinde değerlendiriliyor.

Nar Ağacı ve Gül Ağacı Simgesi Ne Anlatıyor?

Her iki versiyonda da ortak dizelerden biri şu:

“Atımı bağladım nar ağacına
Perçemim dolaştı gül ağacına”

Nar ve gül imgeleri, Anadolu halk şiirinde hem sevgiyi hem de genç yaşta ölümü simgeleyen unsurlar arasında yer alıyor. Türkünün bir ağıt olduğu, eşkıya saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin ardından yakıldığı yönünde güçlü anlatımlar bulunuyor.

Dersim İsyanı ile Bağlantısı Var mı?

Tartışmanın merkezinde ise türkünün bazı versiyonlarına sonradan eklendiği iddia edilen dizeler yer alıyor. Özellikle “Dersimliler dersimliler, mavzerleri türkü söyler” şeklinde başlayan bölümlerin, orijinal metinde bulunmadığı ileri sürülüyor.

Bu eklemelerle birlikte türkünün, Dersim olaylarını konu alan bir direniş anlatısına dönüştürüldüğü savunuluyor. Eleştiriler, ağıtın tarihsel bağlamından koparılarak farklı bir siyasi çerçeveye yerleştirildiği yönünde yoğunlaşıyor.

Ahmet Kaya Albümündeki Versiyon Ne Değiştirdi?

Türkü, Ahmet Kaya’nın seslendirdiği versiyonla da geniş kitlelere ulaştı. Ancak bazı çevreler, albümde yer alan sözlerin orijinal ağıttan farklılaştığını ve yeni dizelerle anlamın değiştirildiğini öne sürüyor.

Bu iddialara göre, başlangıçta eşkıya tarafından öldürülen bir kişinin ardından yakılan ağıt, zamanla devlet karşıtı bir direniş türküsü gibi sunuldu. Böylece “zalim” ve “mazlum” kavramlarının yer değiştirdiği savunuluyor.

“Bacı” Kime Sesleniyordu?

Türküde geçen “Gidin söyleyin benim bacıma / Nasıl dayanacak benim acıma” dizeleri de dikkat çekici. Prof. Dr. Eyüp Karakaş, bu sözlerde geçen “bacı” ifadesinin kendi babaannesini işaret ettiğini dile getirmişti. Ailesinden dinlediği anlatımlara göre, büyük dayıları Dersim eşkıyaları tarafından öldürülmüş ve bu ağıt onlar için yakılmıştı.

Karakaş’ın annesi Saliha Karakaş da yaşanan olayların canlı tanığı olarak uzun yıllar bu hikâyeyi aktardı. Anlatımlarda, bölgedeki silahlı grupların saldırıları ve yaşanan kayıplar ön plana çıkıyor.

Tarih ve Türkü Nasıl Yorumlanmalı?

Anadolu’da türküler, göçlerle, ticaretle ve sözlü kültürle birlikte yayılıyor. Bir yörede “hıyar” olan başka bir yerde “çınar”a dönüşebiliyor. Ancak özündeki hikâyenin değişmediği düşünülüyor.

Bu türkü özelinde ise tartışma, sadece yöre meselesi değil; tarihsel olayların nasıl aktarıldığı ve kültürel mirasın nasıl yorumlandığı noktasında düğümleniyor. Dersim isyanı, Elazığ Mezire bağlantısı, Erzurum kaydı ve Harput varyantı gibi başlıklar, eserin çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor.