Ünlü yazar Ayşe Kulin’in eşi Engin Baraz’ın hayatını kaybetmesi, edebiyat dünyasında ve kamuoyunda derin bir üzüntü yarattı. Kulin, acı haberi sosyal medya hesabından duyurarak 40 yılı aşkın süredir hayatını paylaştığı eşine veda etti. Bu gelişmenin ardından Ayşe Kulin’in hayatı, edebiyat kariyeri ve özel yaşamı yeniden merak konusu oldu. Peki Ayşe Kulin kimdir, nereli, kaç yaşında ve Türk edebiyatında neden bu kadar önemli bir yere sahiptir?
Ayşe Kulin kimdir?
Ayşe Kulin, Türk edebiyatının en üretken ve en çok okunan yazarları arasında yer alıyor. 26 Ağustos 1941 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen Kulin, güçlü anlatımı ve gerçek hayat hikâyelerinden beslenen romanlarıyla geniş bir okur kitlesine ulaştı. Roman, öykü, anı ve biyografi türlerinde verdiği eserlerle edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bıraktı.
Uzun yıllara yayılan yazarlık serüveni boyunca toplumsal meseleleri, kadın hikâyelerini ve Türkiye’nin yakın tarihini merkezine alan eserler kaleme alan Kulin, yalnızca edebi yönüyle değil, entelektüel duruşuyla da dikkat çekti.
Ayşe Kulin nereli, kaç yaşında?
Ayşe Kulin, doğma büyüme İstanbulludur. 1941 doğumlu olan yazar, 2025 yılı itibarıyla 84 yaşındadır. Çocukluğunu ve gençliğini İstanbul’da geçiren Kulin, çok kuşaklı ve kültürel açıdan zengin bir aile ortamında büyüdüğünü çeşitli röportajlarında sık sık dile getirmiştir. Bu çok katmanlı aile yapısının, ilerleyen yıllarda yazdığı romanlara ilham verdiği de biliniyor.
Eğitimi ve meslek hayatının ilk yılları
Ayşe Kulin, eğitimini Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde tamamladı. Genç yaşlarda Mehmet Sarper ile evlenen Kulin, bir süre sonra Amerika’ya giderek London School of Economics’te sosyoloji eğitimi almaya başladı. Ancak çocuk sahibi olması nedeniyle bu eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Buna rağmen meslek hayatından kopmayan Kulin, edebiyata geçmeden önce medya ve sanat dünyasında aktif görevler üstlendi. Editörlük, muhabirlik, metin yazarlığı, sahne yapımcılığı ve sanat yöneticiliği gibi pek çok alanda çalışarak çok yönlü bir kariyer inşa etti.
Ayşe Kulin’in edebiyat kariyeri nasıl başladı?
Ayşe Kulin’in edebiyat dünyasındaki yolculuğu öykü ve senaryo çalışmalarıyla başladı. İlk kitabı “Güneşe Dön Yüzünü” ile dikkat çeken yazar, kısa sürede edebi kimliğini sağlamlaştırdı. Yazdığı “Gülizar” adlı öykünün “Kırık Bebek” adıyla senaryolaştırılması, Kulin’in adını daha geniş kitlelere duyurdu.
Bu çalışmasıyla 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü’ne layık görülen Kulin, edebiyat alanındaki başarısını romanlarla pekiştirdi. Özellikle gerçek yaşam öykülerini kurgu ile harmanladığı eserleri, okuyucular tarafından büyük ilgi gördü.
Hangi eserleriyle tanındı?
Ayşe Kulin bugüne kadar 32 kitap kaleme aldı. Romanlarının önemli bir bölümü 22 dile çevrilerek yurt dışında da yayımlandı. Bu yönüyle Türk edebiyatını uluslararası alanda temsil eden yazarlardan biri oldu.
“Adı: Aylin”, “Füreya”, “Veda”, “Bir Gün”, “Gece Sesleri” ve “Hayal” gibi eserleri, hem edebi başarısı hem de satış rakamlarıyla öne çıktı. Özellikle “Hayal”, Kulin’in kendi hayatından izler taşıması nedeniyle okurlar tarafından ayrı bir yere kondu.
Ayşe Kulin’in özel hayatı neden gündemde?
Ayşe Kulin, uzun yıllardır hayatını paylaştığı eşi Engin Baraz’ın vefatıyla yeniden gündeme geldi. 40 yılı aşkın süredir birlikte olduğu eşine sosyal medya üzerinden veda eden Kulin’in paylaşımı, sevenlerini derinden etkiledi. Bu acı kayıp sonrası yazarın özel hayatı ve ailesi hakkında sorular yeniden gündeme taşındı.
Kulin’in hayatındaki bu büyük kayıp, onun eserlerinde sıkça işlediği sevgi, bağlılık ve hayatın kırılganlığı temalarını da yeniden hatırlattı.
Ayşe Kulin neden Türk edebiyatı için önemli?
Ayşe Kulin, yalnızca çok satan bir yazar olmanın ötesinde, Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eden hikâyeleri edebiyat yoluyla aktarmasıyla öne çıkıyor. Kadın karakterleri merkeze alan güçlü anlatımı, tarihsel olayları insan hikâyeleri üzerinden ele alması ve sade ama etkileyici dili, onu geniş kitleler için vazgeçilmez bir yazar haline getirdi.
Edebiyat, gazetecilik ve sanat dünyasında bıraktığı izlerle Ayşe Kulin, Türk edebiyatının yaşayan en önemli isimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.