TRT’nin dijital platformu tabii’de yayınlanan “Ayşe: Bir Ruh Macerası” dizisi, Türk sinemasının önemli isimlerinden Ayşe Şasa’yı yeniden gündeme taşıdı. Yapımın kısa sürede geniş bir izleyici kitlesine ulaşmasıyla birlikte “Ayşe Şasa kimdir, hayatı nasıldı?” sorusu arama motorlarında üst sıralara yükseldi. Usta senaristin özel yaşamı, ailesi, eşleri ve eserleri yeniden merak konusu oldu.
Ayşe Şasa kimdir, hayatı ve ailesi nasıldı?
Tam adı Ayşe Mihriban Şasa olan yazar ve senarist, 1 Şubat 1941’de İstanbul’da dünyaya geldi. Çerkez bir anne ile bir tarafı Çerkez, diğer tarafı Güneydoğu aşiretine mensup bir babanın çocuğu olarak doğdu. Çocukluk yıllarını çoğunlukla dadılar ve mürebbiyeler eşliğinde geçirdi.
Ayşe Şasa, ilerleyen yıllarda verdiği röportajlarda çocukluğunu yalnızlık ve korku duygularıyla tanımladı. Ailesiyle kurduğu mesafeli ilişki ve sert disiplin anlayışı, onun ruh dünyasında derin izler bıraktı. Hayatında en fazla etki bırakan isimlerden biri ise dedesi oldu. Dedesinin anlattığı hikâyeler ve Doğu kültürüne dair izler, Şasa’nın entelektüel dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynadı.
Ayşe Şasa dayısı, eşi ve özel hayatı
Ayşe Şasa’nın ailesi ve akrabaları da sıkça araştırılan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle “Ayşe Şasa dayısı kimdir?” sorusu dizinin ardından daha fazla gündeme geldi. Ancak Şasa, özel hayatını kamuoyundan büyük ölçüde uzak tutmayı tercih etti.
Usta senarist ilk evliliğini henüz 18 yaşındayken Atilla Tokatlı ile yaptı. Daha sonra yönetmen Atıf Yılmaz ile evlendi. Hayatının ilerleyen dönemlerinde üçüncü evliliğini ise senarist Bülent Oran ile gerçekleştirdi. Özellikle rahatsızlık yaşadığı yıllarda Bülent Oran’ın desteği, onun yeniden üretim sürecine dönmesinde etkili oldu.
Ayşe Şasa gençliği nasıldı, hangi okullarda okudu?
Ayşe Şasa, eğitim hayatına Aydın İlkokulu’nda başladı. Yaşıtlarından bir yıl önce okula başlaması, uyum sürecini zorlaştırdı. Okul yıllarında dışlanmışlık hissi yaşadığını kaleme aldı.
Daha sonra Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ne, bugünkü adıyla Robert Koleji’ne yatılı olarak kabul edildi. Giriş sınavında derece yapan Şasa, 1960 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarında edebiyat ve tiyatroya ilgi duymaya başladı. Lise son sınıfta kaleme aldığı “Yaşadığımız Yıllar” adlı oyun, sanat çevrelerinde dikkat çekti.
Henüz 12-13 yaşlarındayken “Çiftehavuzlar Postası” isimli bir dergi çıkararak yazıya olan ilgisini erken yaşta ortaya koydu.
Ayşe Şasa hangi senaryoları yazdı, Türk sinemasındaki yeri nedir?
Ayşe Şasa, 1960’lı yıllarda sinemaya yöneldi. Atıf Yılmaz’a asistanlık yaptıktan sonra 1963 yılında senaryo yazmaya başladı. Türk sinemasının hor görüldüğü bir dönemde bu alanda üretim yapması, onun muhalif ve cesur yönünü ortaya koydu.
“Son Kuşlar”, “Ah Güzel İstanbul”, “Utanç” ve “Gramofon Avrat” gibi filmlerin senaryosuna imza attı. 1972 yapımı “Utanç”, hem kişisel hem de kültürel izler taşıyan önemli bir çalışma olarak öne çıktı.
Edebiyat alanında da üretken olan Şasa, “Yeşilçam Günlüğü”, “Bir Ruh Macerası”, “Delilik Ülkesinden Notlar” ve “Şebek Romanı” adlı eserleri kaleme aldı. 2008 yılında “Dinle Neyden” filmiyle yeniden sinemaya dönüş yaptı.
Ayşe Şasa nasıl Müslüman oldu?
“Ayşe Şasa nasıl Müslüman oldu?” sorusu, özellikle hayatının kırılma noktalarına odaklanan araştırmalarda öne çıkıyor. 1980’li yıllarda ağır bir psikolojik rahatsızlık geçiren Şasa, bir dönem sinemadan uzak kaldı. Londra’da tedavi gördüğü süreçte Şerif Mardin’in hediye ettiği bir katalogda İbnü’l Arabi’nin “Fusüsu’l-Hikem” adlı eserini fark etti.
1981 yılında kitabın çevirisini okuması, onun düşünce dünyasında köklü bir değişime yol açtı. Tasavvuf ve İslam düşüncesine yönelen Şasa, bu dönemi hayatında bir arınma ve yeniden doğuş süreci olarak tanımladı. Uzun yıllar süren rahatsızlığından bu dönüşümle birlikte kurtulduğunu ifade etti.
Ayşe Şasa ne zaman öldü?
Türk sinemasının usta kalemi Ayşe Şasa, bir süre zatürre tedavisi gördükten sonra 16 Haziran 2014’te hayatını kaybetti. 73 yaşında vefat eden Şasa, Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedildi.
Hayatını hakikat arayışına adayan, sanat ve düşünce dünyasında derin izler bırakan Ayşe Şasa, hem Yeşilçam’a kazandırdığı senaryolar hem de kaleme aldığı eserlerle kültür hayatında kalıcı bir miras bıraktı. TRT tabii’de yayınlanan “Ayşe: Bir Ruh Macerası” dizisiyle birlikte onun yaşam öyküsü yeni kuşaklar tarafından da keşfedilmeye devam ediyor.