Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanayi ve yapılaşma baskısı altındaki verimli toprakların hızla kaybedildiğine dikkat çekerek, çiftçinin kazanamadığı bir sistemde gelecek nesillerin yerel ürünlere ulaşmasının imkansız hale geleceği uyarısında bulundu.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Fadıllı’da hizmete giren Nilbel Leylek Kafe ve Restoran’da basın mensuplarıyla bir araya gelerek ilçenin tarımsal geleceğine dair kritik açıklamalarda bulundu. Nilüfer’in toprak yapısının yüzde 74,5 gibi büyük bir oranla tarım, orman ve mera alanlarından oluştuğunu hatırlatan Özdemir, bu zenginliğin betonlaşma tehdidi altında olduğunu vurguladı.
Her yerin sanayi veya konut alanı olabileceğini ancak verimli tarım topraklarının geri dönüşü olmadığını belirten Özdemir, "Bugün tedbir almazsak, 50 yıl sonra çocuklarımız enginar, domates veya biberi sadece fabrikalarda üretilen yapay gıdalar olarak görecek. Bu topraklardan vazgeçmemek için üreticinin ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlamalıyız" dedi.
Kırsal kalkınma ve turizm entegrasyonu
Başkan Özdemir, tarımın sürdürülebilirliği için kırsal turizmin bir kaldıraç görevi görmesi gerektiğini ifade etti. Akçalar, Fadıllı, Ayvacık ve Gölyazı hattının turizm potansiyelini artırarak çiftçinin gelirini çeşitlendirmeyi hedeflediklerini belirten Özdemir, Gölyazı için planlanan yüzen iskele projesi gibi adımlarla bölge esnafını ve üreticiyi güçlendireceklerini dile getirdi. Genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasıyla sektördeki yaş ortalamasının 60’ın üzerine çıktığına dikkat çeken Özdemir, bu gidişatın durdurulması gerektiğini savundu.
Kooperatifleşme ile katma değerli üretim
Üreticinin yaşadığı fiyat istikrarsızlığına çözüm olarak kooperatifleşmeyi işaret eden Özdemir, Hollanda modelini örnek gösterdi. Enginar üretimindeki fiyat dalgalanmalarını hatırlatan Özdemir, Urla Enginar Kooperatifi’nin başarısını örnek vererek, "Üreticimiz, ürününü kooperatif çatısı altında katma değerli hale getirebilirse, piyasadaki fiyatların iki katına satış yapabilir. Bizim görevimiz, çiftçinin emeğinin karşılığını alabileceği güçlü pazarlar ve planlı üretim modelleri oluşturmaktır" diye konuştu.
Ortak akıl ve plansız büyümeye karşı duruş
Sanayi bölgelerinin genişlemesinin yeni göç dalgalarını ve imar baskısını beraberinde getirdiğini belirten Özdemir, "Yeni sanayi alanları demek, trafik, konut ihtiyacı ve tarım arazilerinin yok olması demektir. Şehrimizin geleceğini korumak adına plansız büyümeye karşı ortak akılla hareket etmeli ve verimli topraklarımızı sanayiye kurban etmemeliyiz" ifadelerini kullandı.