Ortadoğu’nun en hassas noktalarından biri olan Kudüs’te yaşanan son gelişme uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa’ya giderek ibadet etmesi bölgedeki onlarca yıllık statükonun ihlal edildiği tartışmasını yeniden alevlendirdi. Kudüs’teki Harem-üş Şerif’te gerçekleşen ziyaret hem Filistin yönetimi hem de bölgedeki birçok aktör tarafından sert sözlerle eleştirildi.
Ben-Gvir’in ibadet görüntülerinin yayımlanmasının ardından gözler hem İsrailli siyasetçinin geçmişine hem de Mescid-i Aksa’nın tarihsel ve dini önemine çevrildi. Peki Itamar Ben-Gvir kimdir, siyasi geçmişi nedir ve Mescid-i Aksa’daki statüko neden bu kadar kritik kabul ediliyor?
Itamar Ben-Gvir kimdir, kaç yaşında ve nereli?
İsrail siyasetinin en tartışmalı isimlerinden biri olan Itamar Ben-Gvir, 6 Mayıs 1976 tarihinde İsrail’in Mevaseret Zion kentinde dünyaya geldi. Avukatlık eğitimi alan Ben-Gvir, özellikle aşırı sağ görüşleri ve sert politikalarıyla tanınıyor.
Batı Şeria’daki bir Yahudi yerleşimci ailesinin çocuğu olan Ben-Gvir, uzun yıllar İsrail’de milliyetçi ve radikal sağ siyasetin öne çıkan isimlerinden biri oldu. 2022 yılında kurulan hükümette Ulusal Güvenlik Bakanı olarak görev almaya başlayan Ben-Gvir, aynı zamanda aşırı sağcı Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) partisinin liderliğini yürütüyor.
Siyasi kariyeri boyunca Arap karşıtı söylemleri ve sert güvenlik politikalarıyla dikkat çeken Ben-Gvir, İsrail’deki en tartışmalı figürlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Ben-Gvir’in siyasi geçmişi ve Yahudi Gücü Partisi
Itamar Ben-Gvir’in siyasi çizgisi, köklerini radikal sağ ideolojilerden alan Kahanizm hareketine kadar uzanıyor. Gençlik yıllarında bu ideolojiye yakınlığıyla bilinen Ben-Gvir, geçmişte aşırı sağcı çevrelerle ilişkileri nedeniyle de gündeme geldi.
Liderliğini yaptığı Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) partisi, İsrail siyasetinde milliyetçi ve sert güvenlik politikalarını savunan partiler arasında yer alıyor. 2022 İsrail yasama seçimlerinde parti altı sandalye kazanarak hükümet koalisyonunda yer aldı.
Bu sonuç, İsrail’de son yılların en sağ eğilimli hükümetlerinden birinin kurulmasına zemin hazırladı. Ben-Gvir de bu koalisyonda Ulusal Güvenlik Bakanı olarak görev üstlendi.
Ben-Gvir neden Mescid-i Aksa’ya gitti?
Kudüs’teki Harem-üş Şerif bölgesinde bulunan Mescid-i Aksa’ya yapılan ziyaret, Ortadoğu’daki siyasi ve dini dengeler açısından son derece hassas kabul ediliyor.
Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa’ya giderek ibadet ettiği anlara ait fotoğraflar ve görüntüler kısa sürede yayıldı. Bu ziyaret, bölgede uzun süredir uygulanan ve “statüko” olarak bilinen düzenlemeye aykırı olduğu gerekçesiyle tepki çekti.
Söz konusu düzenlemeye göre Yahudiler Harem-üş Şerif alanına girebiliyor ancak burada ibadet etmeleri yasak kabul ediliyor. Ben-Gvir’in ibadet etmesi ise bu hassas dengeyi ihlal ettiği iddiasıyla eleştirilerin odağına yerleşti.
İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada ise Mescid-i Aksa’daki mevcut statükonun değişmediği ve sadece Müslümanların ibadet etmesine izin veren politikanın sürdüğü vurgulandı.
Harem-üş Şerif ve Mescid-i Aksa neden bu kadar önemli?
Kudüs’te bulunan Harem-üş Şerif, hem Yahudilik hem de İslam açısından dünyanın en önemli dini alanlarından biri olarak kabul ediliyor.
Yahudiler bu bölgeyi “Tapınak Dağı” olarak adlandırırken, burada eski Yahudi tapınaklarının bulunduğuna inanılıyor. Müslümanlar için ise Harem-üş Şerif içinde yer alan Mescid-i Aksa, Mekke ve Medine’den sonra en kutsal üçüncü ibadet yeri olarak kabul ediliyor.
İslam inancına göre Hz. Muhammed’in Miraç gecesinde buradan göğe yükseldiğine inanılıyor. Bu nedenle Mescid-i Aksa, İslam dünyasında son derece güçlü bir sembolik ve dini öneme sahip.
Harem-üş Şerif statükosu nasıl oluştu?
Harem-üş Şerif üzerindeki mevcut statü, 1967’deki Altı Gün Savaşı sonrasında oluşan siyasi dengelerle şekillendi. Bu savaşın ardından İsrail Doğu Kudüs’ü Ürdün’den alarak bölgenin kontrolünü ele geçirdi.
Ancak yapılan düzenlemelerle birlikte Ürdün, Harem-üş Şerif’in dini yönetimini ve kayyumluk görevini sürdürmeye devam etti. İsrail ise güvenlik ve erişim kontrolünü elinde tutmayı sürdürdü.
Bu düzenleme yıllar içinde “statüko” olarak adlandırılan hassas bir dengeye dönüştü. Söz konusu statüko, Mescid-i Aksa’da ibadet hakkının yalnızca Müslümanlara ait olmasını öngörüyor.
Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa ziyareti neden tepki çekti?
Ben-Gvir’in ziyareti bölgedeki birçok siyasi aktör tarafından sert sözlerle eleştirildi. Ürdün yönetimi, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Harem-üş Şerif’in kayyumu olarak bu ziyareti “kabul edilemez bir provokasyon” şeklinde değerlendirdi.
Filistin Yönetimi ise Ben-Gvir’in ziyaretinin “kırmızı çizgilerin ihlali” anlamına geldiğini savundu. Hamas tarafından yapılan açıklamada da bu adımın Filistin halkına yönelik saldırıların daha da derinleşmesine yol açabileceği ifade edildi.
Ortadoğu’da yıllardır hassas dengeler üzerine kurulu olan Kudüs statüsü, bu tür ziyaretler nedeniyle sık sık uluslararası tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Mescid-i Aksa krizi Ortadoğu dengelerini nasıl etkiliyor?
Kudüs’te yaşanan her gelişme, yalnızca İsrail ve Filistin arasında değil tüm Ortadoğu’da siyasi etkiler yaratıyor. Mescid-i Aksa çevresindeki olaylar geçmişte de birçok kez bölgesel gerilimi tırmandıran gelişmelere sahne oldu.
Ben-Gvir’in ziyareti de bu nedenle yalnızca dini bir mesele olarak değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir kriz potansiyeli taşıyan gelişme olarak değerlendiriliyor.
Kudüs’teki Harem-üş Şerif alanı, hem dini hem de siyasi sembolizmi nedeniyle Ortadoğu’nun en hassas noktalarından biri olmaya devam ediyor.