İstanbul’un Beykoz ilçesinde su medeniyetinin en önemli miraslarından biri olan ve İstanbul Gümrük Emini İshak Ağa tarafından 300 yıl önce inşa ettirilen tarihi çeşme, yürütülen restorasyon çalışmalarıyla gündeme geldi.
Yalıköy’de bulunan eserin özgün silindir gövdesinin ve tarihi kitabesinin dokusunu kaybettiği, yerine estetikten uzak bir mermer kütlesi eklendiği iddiaları kamuoyunda geniş yankı buldu.
Vakıflar Genel Müdürlüğü sorumluluğu reddetti
Tarihi yapının bir caminin önünde bulunması sebebiyle eleştirilerin odağı haline gelen Vakıflar Genel Müdürlüğü, konuya ilişkin resmi bir açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada, restorasyon uygulamasının kurumla bir ilgisinin bulunmadığı vurgulanarak, "Söz konusu İshak Ağa Çeşmesi’ne yönelik restorasyon çalışması Genel Müdürlüğümüz tarafından değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından gerçekleştirilmiştir" ifadelerine yer verildi. Kurum, hatalı değerlendirmelerin önüne geçmek adına sürecin takipçisi olacaklarını bildirdi.
Kültürel mirası koruma girişimleri başlatılacak
Vakıflar Genel Müdürlüğü, çeşmenin mevcut durumuyla ilgili gerekli incelemelerin yapılacağını ve sorumlu idare olan İBB nezdinde girişimlerde bulunulacağını belirtti. Sosyal medyada ve basında yer alan "tarihi dokunun tahrip edildiği" yönündeki eleştiriler üzerine, uzmanların eserin orijinal haline sadık kalınıp kalınmadığına dair teknik rapor hazırlaması bekleniyor.
Venedik Tüzüğü ve restorasyon ilkeleri
Kültürel varlıkların korunmasında uluslararası bir rehber kabul edilen 1964 tarihli Venedik Tüzüğü, restorasyonun "istisnai bir süreç" olduğunu ve amacının eserin estetik ve tarihi değerini korumak olduğunu belirtir.
Tüzüğe göre, eksik kısımların tamamlanması aşamasında kullanılan yeni parçaların, eserin bütünlüğüyle uyumlu olması ancak orijinal kısımlardan ayırt edilebilmesi gerekir.
İshak Ağa Çeşmesi'ndeki tartışmaların odağında, kullanılan mermer kütlesinin bu "estetik bütünlük" ve "tarihi süreklilik" ilkesine aykırı olup olmadığı sorusu yatıyor.