Anadolu'nun zengin arkeolojik mirasına bir yenisi daha eklendi. Göbeklitepe’deki çalışmaların ivme kazandığı bir dönemde, tüm dikkatler Bilecik’e çevrildi. Kent sınırları içerisinde yer alan Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası Kazı Alanı’nda sürdürülen arkeolojik araştırmalar, insanlık tarihinin inanç ve ritüel evrimine ışık tutacak çarpıcı bulgular sundu. Yapılan son kazılarda, günümüzden yaklaşık 16 bin 500 yıl öncesine (MÖ 14.500 - MÖ 11.200) tarihlenen 25 adet kaplumbağa heykelciği gün ışığına çıkarıldı.

Epipaleolitik Dönemin İnanç İbadetleri Gün Yüzünde
Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Sarı liderliğinde yürütülen 2024 sezonu çalışmaları, 14 kişilik uzman bir ekiple tamamlandı. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen Karbon-14 testleri, buluntuların Avcı-Toplayıcı dönemin son aşaması olan Epipaleolitik Çağ’a ait olduğunu kesinleştirdi.

Alanda elde edilen veriler, mağaranın yalnızca barınma amacıyla kullanılmadığını; aksine belirli sembolik düzenlemelere sahip kapsayıcı bir kült alanı olarak yapılandırıldığını ortaya koyuyor.
Kireç Taşı ve Kilin Özel İmalat Teknikleri
Alanda tespit edilen kaplumbağa heykelciklerinin en büyüğü 30 santimetre boyunda ve 20 santimetre eninde ölçüldü. Yontulan eserlerin büyük bir kısmında ana malzeme olarak bölgedeki kireç taşı tercih edilirken, bazı heykelciklerin dış yüzeyinin özel bir teknikle kil kaplandığı görüldü.

Eserlerin işçilik detayları incelendiğinde, figürlerin hızlı ve stize bir üslupla biçimlendirildiği belirlendi. Araştırmacılara göre bu durum, heykelciklerin estetik bir süs eşyasından ziyade, doğrudan belirli ritüel veya ayin anlarında hızlıca üretilip alana yerleştirilen kutsal objeler olduğunu doğruluyor. Ayrıca mağara tabanında heykelciklerle bağlantılı dairesel mimari hatların bulunması, alanın ritüel kurgusunu güçlendiriyor.
Gedikkaya Tepesi ve İlk "Dağ Kültü" İhtimali

Kazı Başkanı Prof. Dr. Deniz Sarı, mağaradaki ilk yüzey tespitlerinin 2017'de yapıldığını ve 2019'dan bu yana aralıksız sürdürülen kazıların mağaranın niteliğini değiştirdiğini vurguladı. Kaplumbağa figürlerinin seçilme nedeni hakkında değerlendirmelerde bulunan Sarı, coğrafi form ile sembolizm arasındaki bağlantıya dikkat çekti:
Bölgede yaşayan epipaleolitik toplulukların Gedikkaya Tepesi’nin doğal siluetini bir kaplumbağaya benzetmiş olabileceğini belirten Sarı, bu durumun insanlık tarihinin bilinen en erken "dağ kültü" örneklerinden birine işaret edebileceğini ifade etti. Kaplumbağa sembolizminin Yakın Doğu'daki Natuf kültüründe ve Üst Paleolitik evrede dayanıklılık, uzun ömür ve süreklilik temsili olarak sıkça kullanıldığı biliniyor.
Gedikkaya İn Mağarası’ndan çıkarılan benzersiz eserler, detaylı konservasyon, restorasyon ve tarihlendirme analizlerinin devam etmesi amacıyla Bilecik Müzesi ile BŞEÜ Laboratuvarlarına teslim edildi.