Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum kıyılarındaki ekolojik tahribata dikkat çekerek, deniz çayırlarını kurtarmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" hareketini başlattı.
Bodrum kıyılarının yarısı betonlaşma tehdidiyle karşı karşıya kalırken, su altındaki yaşam alanı da hızla yok oluyor. Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, bölgedeki ekosistemi yeniden canlandırmak amacıyla "Yeşil Deniz Koruyucuları" (Green Rangers) projesini hayata geçirdi. Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde basın mensuplarıyla bir araya gelen Gökalp, deniz çayırlarının sadece bir bitki örtüsü değil, bölgenin turizm ve ekonomik geleceğinin sigortası olduğunu vurguladı.
Kıyıların sessiz kahramanları tehlikede
Deniz çayırlarının oksijen üretimi, kıyı erozyonunu önleme ve balık popülasyonuna yuva olma gibi kritik görevler üstlendiğini belirten Dr. Gökalp, "Bodrum’da ilk 15 metrede 2 bin 300 hektarlık bir alanımız kaldı. Eğer 40 metre derinliğe kadar olan bölgeyi hesaba katarsak, yaklaşık 6 bin 500 hektarlık bir yaşam alanından bahsediyoruz. Bu çayırlar denizdeki atıkları temizliyor, suyun berraklığını sağlıyor. Ancak yapılaşma baskısıyla bu doğal filtreleri kaybediyoruz" ifadelerini kullandı.
Turizmde vicdanlı dönüşüm şart
Deniz çayırlarının korunmasının doğrudan turizmle bağlantılı olduğunu savunan Gökalp, tesis sahiplerine şu uyarıda bulundu: "Eğer önünüzdeki deniz çayırlarını korumazsanız, 5-10 yıl içinde turistlerin tercih edeceği bir destinasyon olmaktan çıkarsınız. Yunanistan ve Hırvatistan gibi ülkeler sorumlu turizm anlayışıyla bizi geride bırakıyor. Ekoturizmi desteklemeyen tesislerin geleceği parlak değil."
Birlikte hareket etme çağrısı
"Yeşil Deniz Koruyucuları" projesiyle sadece bilimsel verilerle değil, toplumsal bir farkındalıkla hareket etmek istediklerini belirten Dr. Gökalp, restorasyon çalışmalarına başlayacaklarını duyurdu. Hayalet ağların temizlenmesi ve plastik atıklarla mücadele gibi adımları içeren proje için belediye, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlara "birleşme" çağrısı yapan Gökalp, "Türkiye’de kutuplaşmayı bir kenara bırakıp denizimiz için tek vücut olmalıyız. Aksi takdirde, en fazla 5 yıl içinde Bodrum turizminin çöküşüne şahitlik edeceğiz" diyerek durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.