Doğumdan sonraki ilk aylar, bağışıklık sisteminin yönünü belirleyen kritik bir dönem. Yeni bir bilimsel çalışma, bu dönemde bağırsaklarda yerleşen belirli bifidobakteri türlerinin ürettiği tek bir maddenin, çocukların ilerleyen yıllarda alerji ve astım geliştirme olasılığını belirgin biçimde düşürebildiğini gösterdi.
Araştırma, Danimarka Teknik Üniversitesi (DTU) öncülüğünde yürütüldü ve sonuçları Nature Microbiology dergisinde yayımlandı. Bulgular, alerji ve astım gibi yaygın çocukluk çağı hastalıklarının önlenmesine dair bakış açısını değiştirebilecek nitelikte.
Bağırsak mikrobiyotası bağışıklığı nasıl şekillendiriyor
Bilim insanları, doğumdan beş yaşına kadar izlenen 147 çocuğun verilerini inceledi. Analizler, yaşamın çok erken döneminde belirli bifidobakterilerle yoğun biçimde kolonize olan bebeklerin, alerji ve astım geliştirme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bu etkinin arkasında, bakterilerin bağırsakta ürettiği bir metabolit yer alıyor.
Öne çıkan bileşik 4-hidroksifenil laktat (4-OH-PLA) oldu. Bu maddenin, bağışıklık sisteminin alerjenlere verdiği aşırı tepkiyi baskıladığı belirlendi. Laboratuvar ortamında insan bağışıklık hücreleriyle yapılan deneyler, 4-OH-PLA’nın alerjik reaksiyonların merkezinde yer alan IgE antikorlarının üretimini önemli ölçüde azalttığını gösterdi.
IgE üzerindeki etki dikkat çekici
Araştırmacılar, doğal düzeylerdeki 4-OH-PLA’nın IgE üretimini yüzde 60 oranında düşürdüğünü saptadı. Bu etki, diğer antikor türlerini baskılamadan gerçekleşti. Bu durum, bağışıklık sisteminin genel savunma kapasitesinin zarar görmediğine işaret ediyor.
IgE, polen veya besin proteinleri gibi alerjenlerle karşılaşıldığında bağışıklık hücrelerini harekete geçiren temel moleküllerden biri. Yüksek IgE seviyeleri, egzama, saman nezlesi ve astım gibi hastalıkların gelişimiyle yakından ilişkili kabul ediliyor.
Üç ülkeden gelen güçlü veriler
Çalışma, İsveç, Almanya ve Avustralya’daki üç büyük doğum kohortundan elde edilen kapsamlı verileri bir araya getirdi. Bebeklerden alınan dışkı örnekleri genetik ve moleküler analizlerle incelenirken, kan örnekleriyle gıda ve hava kaynaklı alerjenlere karşı IgE düzeyleri ölçüldü. Böylece bakteriler, ürettikleri metabolitler ve bağışıklık tepkileri arasında doğrudan bir biyolojik bağ kuruldu.
Doğal kazanım yolları ve yeni önleme stratejileri
Araştırma, faydalı bifidobakterilerin bebeklere nasıl geçtiğine dair ipuçları da sundu. Vajinal yolla doğan bebeklerin, bu bakterileri annelerinden edinme olasılığının 14 kat daha yüksek olduğu görüldü. Sadece anne sütüyle beslenme ve erken dönemde diğer çocuklarla temas da bağırsaktaki bu bakterilerin artışına katkı sağladı.
Ancak modern yaşam koşulları, bu yararlı bakterilerin yaygınlığını azaltmış durumda. Bu nedenle araştırmacılar, 4-OH-PLA üretebilen probiyotikler veya bu maddeyle zenginleştirilmiş takviyeler ve bebek mamaları üzerinde çalışılabileceğini belirtiyor. Özellikle bağışıklık sisteminin şekillendiği ilk aylarda uygulanabilecek böyle bir yaklaşımın, alerji ve astımın önlenmesinde yeni bir kapı aralayabileceği ifade ediliyor.