Çocukluk döneminde çevreyi keşfetmenin doğal bir parçası olan özenti davranışları, süreklilik kazandığında ciddi kişilik sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, ebeveynleri "taklit" ile "aşağılık kompleksi" arasındaki ince çizgiyi fark etmeleri konusunda uyardı.
Gelişim sürecinin ilk adımlarından itibaren çocuklar, dünyayı anlamlandırmak ve yeni beceriler kazanmak için çevrelerindeki yetişkinleri model alırlar. Özellikle 15. aydan itibaren belirginleşen bu süreç, çocuğun sosyal çevresini tanıması açısından oldukça değerlidir. Ancak uzmanlar, bu durumun her zaman masum bir öğrenme çabası olmayabileceği konusunda anne ve babaları uyarıyor.
Öğrenme sürecinde taklit bir ihtiyaçtır
Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, çocukların çevresindeki kişilere duyduğu hayranlığın veya özentinin belli bir seviyeye kadar sağlıklı bir gelişim göstergesi olduğunu vurguluyor. Aladağ, "Çocuk, dünyayı keşfetmek için çevresindeki insanları gözlemler ve onları taklit eder. Bu, öğrenme becerisinin temelidir. Eğer özenti, çocuğun çevresini anlamlandırma çabasından kaynaklanıyorsa bu durum son derece doğaldır" ifadelerini kullanıyor.
Süreklilik gösteren özentiye dikkat
Özenti davranışının ne zaman bir risk haline geldiğini belirleyen temel unsur ise "süreklilik" ve "kaynak" faktörüdür. Eğer bu durum bir aşağılık kompleksine dönüşmüşse ve çocukta sürekli bir başkası olma arzusu gözlemleniyorsa, bu durum ilerleyen yaşlarda kişilik bozukluklarının habercisi olabilir. Aladağ, ebeveynlerin kendi davranışlarını gözden geçirmeleri gerektiğini belirterek, "Çocuklar, anne ve babalarının aynasıdır. Ebeveynler, çocuklarına model olduklarını unutmamalı ve kendi yaşam tarzlarını bu bilinçle düzenlemelidir" diyor.
Ebeveynlere düşen görevler
Çocukların duygularını ifade etmelerine alan tanınması gerektiğini belirten uzmanlar, ilgi ve sevgi yoksunluğunun çocukları yanlış modellere itebileceğine dikkat çekiyor. Anne ve babaların duygusal bağ nedeniyle çocuklarındaki olumsuzlukları fark edemeyebileceğini hatırlatan Aladağ, şunları ekliyor:
"Ebeveynler, çocuklarını objektif bir gözle tanımlamalı ve onlara sağlıklı sınırlar koymalıdır. Eğer anne veya baba, çocuğundaki olumsuz bir davranışı kendi benzerliği nedeniyle göremiyorsa, bu noktada mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır. Aksi takdirde, bu davranışlar bir davranış bozukluğuna evrilerek çocuğun sosyal yaşamını ve karakter gelişimini kalıcı şekilde olumsuz etkileyebilir."
Bulaşıcı etkiye karşı önlem alın
Okul ortamında gözlemlenen aşırı özenti davranışlarının, diğer çocuklar arasında bir "bulaşıcı hastalık" gibi yayılabileceği uyarısında bulunan Aladağ, ebeveynlerin ve öğretmenlerin iş birliği içinde olması gerektiğini vurguluyor. Çocukların kendi kimliklerini sağlıklı bir şekilde inşa edebilmeleri için, yetişkinlerin onları doğru gözlemlemesi ve ihtiyaç duydukları güven ortamını sağlaması büyük önem taşıyor.