Kastamonu'da büyürken tanık olduğu ayı saldırılarını unutmayan üniversiteli Şeyma Nur Karabekir, Batı Karadeniz'deki insan-yaban hayatı çatışmasını bitirmek için kapsamlı bir saha araştırması başlattı.
Gazetebirlik - Yaşam
Kastamonu'nun Ortaköy ilçesinde geçen çocukluk yıllarında, ayıların yerleşim yerlerine girerek arı kovanlarını parçalamasına ve mezarlıklara zarar vermesine bizzat tanıklık eden Şeyma Nur Karabekir, bu sorunu akademik kariyerinin merkezine taşıdı. Kırıkkale Üniversitesi Biyoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan Karabekir, yaşadığı bölgedeki bu kronik soruna çözüm bulmak amacıyla Prof. Dr. Nursel Baydemir'in danışmanlığında "İnsan-Bozayı Çatışması" başlıklı bir proje hazırladı.
TÜBİTAK ve Kırıkkale Üniversitesi BAP birimi tarafından desteklenen çalışma, Batı Karadeniz'in beş farklı ilinde eş zamanlı olarak yürütülüyor.
Bilimsel verilerle yaban hayatı izlenecek
Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu ve Sinop hattında geniş bir tarama faaliyeti yürüten ekip, ormanlık alanlara yerleştirdiği fotokapanlar ve topladığı dışkı örnekleri sayesinde ayıların hareketliliğini mercek altına alıyor. Projenin temel amacı, bozayıların neden yerleşim yerlerine indiğini ve beslenme alışkanlıklarının nasıl değiştiğini somut verilerle ortaya koymak.
Karabekir, yürütülen çalışmaların sadece ayı popülasyonunu korumakla kalmayacağını, aynı zamanda köylülerin tarımsal kayıplarını da engelleyeceğini vurguluyor. Genç araştırmacı, halkın hayvanlara karşı yanlış müdahale yöntemlerini terk etmesi için bilinçlendirme çalışmaları yapacaklarını da ifade ediyor.
Habitat kaybı çatışmayı tetikliyor
Proje danışmanı Prof. Dr. Nursel Baydemir ise sorunun kökeninde yatan habitat tahribatına dikkat çekiyor. Doğal yaşam alanları parçalanan ayıların, besin bulma zorunluluğu nedeniyle köylere yaklaştığını belirten Baydemir, "Zonguldak'tan başlattığımız bu çalışma ile çatışmanın zamanlamasını ve nedenlerini analiz ediyoruz. Amacımız, hem yaban hayatının dengesini korumak hem de bölge halkının ekonomik huzurunu sağlamak" dedi.
Araştırma tamamlandığında, elde edilen verilerin bölgedeki insan-yaban hayatı etkileşimini yönetmek adına önemli bir rehber olması bekleniyor.