Yeni Birlik Gazetesi Yaşam COP31 yol haritası masaya yatırıldı: İklim krizinde sivil toplumun gücü

COP31 yol haritası masaya yatırıldı: İklim krizinde sivil toplumun gücü

Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 süreci, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Arel Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (USAM) tarafından düzenlenen sempozyum, iklim adaleti kavramını enerji politikaları, emek hakları ve toplumsal katılım ekseninde derinlemesine inceledi.

Antalya’da gerçekleştirilmesi planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri, Türkiye’nin iklim politikalarını ve adil dönüşüm süreçlerini tartışmak üzere İstanbul Arel Üniversitesi’nde buluştu.

Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 süreci, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Arel Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (USAM) tarafından düzenlenen sempozyum, iklim adaleti kavramını enerji politikaları, emek hakları ve toplumsal katılım ekseninde derinlemesine inceledi.

Yeşil ekonomide yeni yaklaşımlar

Dr. Öğr. Üyesi Canan Özcan Eliaçık moderatörlüğünde gerçekleşen oturumların açılışında konuşan Yeşil Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Teke, atmosferdeki karbondioksit oranlarının 800 bin yılın zirvesine ulaştığına dikkat çekti. Teke, iklim krizinin artık bir "bekleme lüksü" bırakmadığını belirterek, Amsterdam modelindeki "Simit Ekonomisi" gibi döngüsel modellerin, kuşaklar arası adalet ilkesiyle sürdürülebilir kalkınmaya entegre edilmesi gerektiğini savundu.

Sosyal adalet ve enerji politikaları

Sempozyumda söz alan proje koordinatörü Onur Akgül, iklim krizinin sadece çevresel değil, aynı zamanda derin bir sosyal adaletsizlik sorunu olduğunu vurguladı. Afşin-Elbistan örneği üzerinden fosil yakıt bağımlılığının yerel halk sağlığı ve ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan Akgül, iklim politikalarının teknik detayların ötesine geçerek insani boyutuyla ele alınması gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin diplomatik vizyonu

Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer ise Türkiye’nin COP31 sürecinde üstlenebileceği "orta güç" rolüne odaklandı. Özyer, resmi zirvelerin yanı sıra sivil toplumun öncülük ettiği "Halkların İklim Zirvesi" gibi platformların, iklim diplomasisinde demokratik bir denge unsuru oluşturduğunu ifade etti.

Nükleer enerji tartışmaları

Etkinlikte nükleer enerji yatırımları da masaya yatırıldı. nükleersiz.org Koordinatörü Dr. Öğr. Gör. Pınar Demircan, uranyum madenciliğinden atık yönetimine kadar nükleer enerjinin tüm yaşam döngüsünün ciddi riskler barındırdığını belirtti. Demircan, Akkuyu Nükleer Santrali üzerinden enerji politikalarında şeffaflık ve kamusal denetim çağrısında bulundu.

Emek ve ekoloji dengesi

Sempozyumun final bölümünde, "adil geçiş" mekanizmalarının işçi hakları üzerindeki etkisi tartışıldı. Madencilik ve enerji sektöründeki dönüşümün, çalışanları mağdur etmeyecek şekilde planlanması gerektiği vurgulanırken, COP28’de kabul edilen "fosil yakıtlardan uzaklaşma" kararının iklim hukuku açısından bir dönüm noktası olduğu hatırlatıldı. Prof. Dr. Uğur Özgöker’in konuşmacılara teşekkür belgelerini takdim etmesiyle sona eren etkinlik, akademik bilgi ile sivil toplumun ortak hareket etme zorunluluğunu bir kez daha gözler önüne serdi.