Diyanet İşleri Başkanlığı, haftalık mesajında rotayı İslam’ın özü olan "Tevhid" ve toplumsal yansıması olan "Vahdet" kavramlarına kırdı. 2026 yılının nisan ayında, küresel ve bölgesel hareketliliğin sürdüğü bir dönemde irat edilen hutbede, Müslümanların birliği ve dirlik beraberliği "kurtuluş reçetesi" olarak sunuldu.
"Tevhid Özgürlüktür, Esarete Başkaldırıdır"
Cuma minberlerinden yükselen seste, İslam’ın özünün sadece Allah’ın birliğini ikrar etmek değil, aynı zamanda her türlü beşeri esaretten kurtulmak olduğu belirtildi. Tevhidin, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemek olduğunu hatırlatan Diyanet, müminleri sadece Yaratan’ın önünde eğilmeye ve heva-hevesin prangalarından kurtulmaya davet etti.
Fitne ve Fesat Gruplarına Sert Mesaj: "Zulme Geçit Vermeyin"
Hutbenin en dikkat çekici bölümlerinden biri, dini kendi çıkarları veya dar kalıpları için kullanan yapılara yönelik oldu. İslam’ın hiçbir grup ya da şahsın tekelinde olamayacağının altı çizilirken, "Tevhidi savunma bahanesiyle fitne çıkarılamaz, ümmetin vahdetine ve vatanın birliğine zarar verilemez" uyarısı yapıldı. Diyanet, coğrafi sınırları aşan bu yüce dinin, birliği bozmak için bir araç olarak kullanılmasına sert tepki gösterdi.
Dünyadaki Yangını 'Kur'an İlkeleri' Söndürecek
İnsanlığın içinde bulunduğu manevi buhranlara ve çatışma ortamına da değinilen hutbede, çözümün Hz. Muhammed (s.a.s)’in ahlakında saklı olduğu vurgulandı. "Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı huzur yurduna dönüştürecek olan Kur’an-ı Kerim’in hayat veren ilkeleridir" denilerek, barışın anahtarının İslam’ın istikamet mesajlarında olduğu ifade edildi.