Diyarbakır’da yaşayan İsmail Korkar, e-Nabız ve e-Devlet üzerinde resmi olarak görünen sağlık raporlarının hastane tarafından reddedilmesi üzerine hem özgürlüğünü kaybetti hem de hakkında sahtecilik soruşturması açıldı.
Diyarbakır’da denetimli serbestlik sürecinde olan İsmail Korkar, yaşadığı kronik rahatsızlıklar ve geçirdiği influenza nedeniyle Özel Batı Hastanesi’nden iki ayrı heyet raporu aldı. Yasal süreçte mazeret olarak sunduğu bu belgeler, e-Nabız, e-Devlet ve Sağlık Bakanlığı’nın merkezi veri tabanında eksiksiz bir şekilde yer almasına rağmen, hastanenin verdiği "raporları biz düzenlemedik" yanıtı Korkar’ın hayatını bir anda kabusa çevirdi.
Sistemdeki veriye rağmen gelen suçlama
Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, raporların hastane tarafından reddedilmesi üzerine Korkar’ın dosyasını kapattı. İnfaz Hakimliği’ne yaptığı başvuruda ise hastanenin "kayıtlarımızda böyle bir belge yok" beyanı üzerine Korkar hakkında resmi belgede sahtecilik iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Mart ayında denetim süreci sona erecek olan ve cezaevi korkusu yaşayan Korkar, "Devletin tüm resmi kanallarında, SGK sisteminde dahi görünen raporuma nasıl sahte diyebilirler?" diyerek duruma isyan etti.
Başhekimlikten şaşırtan "panik" açıklaması
Yaşanan krizin ardından hastane yönetimiyle görüştüğünü belirten İsmail Korkar, başhekimin kendisine verdiği yanıtı şu sözlerle aktardı: "Mahkemeye gönderdikleri yazıda TC kimlik numaramı bile yanlış yazmışlar. Başhekimle görüştüğümde, hastanelerinde bir soruşturma olduğunu, doktorların panikleyerek 'İsmail'i tanımıyoruz' dediklerini ve raporları sistemden sildiklerini itiraf etti."
Hukuki süreçte kritik iddialar
Korkar’ın avukatı Aycan Ceylan, yaşanan durumun vahim bir veri güvenliği sorunu olduğuna dikkat çekti. Ceylan, "Raporlar Sağlık Bakanlığı veri tabanında doğrulanabilir durumdayken hastanenin inkarcı tutumu kabul edilemez. Eğer bu veriler hastane veya doktorlar tarafından silindiyse, bu durum kişisel verilerin korunması ilkesine aykırıdır. Müvekkilimin infazının yanmasına neden olan bu süreçte, hastanenin iddia ettiği teftiş ve silinme iddiaları detaylıca incelenmelidir" ifadelerini kullandı.
Özel Batı Hastanesi yönetimi ise konunun kurumsal bir hata olmadığını, sürecin ilgili doktorların sorumluluğunda geliştiğini savunarak topu hekimlere attı. Şimdi gözler, devletin resmi sisteminde kayıtlı olan belgelerin neden hastane tarafından yok sayıldığına dair yapılacak adli incelemeye çevrildi.