Trakya Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesi, akademik çalışmaların yanı sıra zengin bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Bölgeye yerleştirilen özel cihazlar, kampüsün yaban hayatı için adeta güvenli bir sığınak olduğunu gözler önüne serdi.
Edirne’de bulunan Trakya Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesi, sadece öğrencilere değil, bölgenin yaban hayatına da kucak açıyor. Doğa Tarihi Müzesi ve Çevre Sorunlarını Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle hayata geçirilen "Kampüste Yaban Hayatı Projesi", yerleşkenin saklı kalmış zenginliğini gün yüzüne çıkardı.
Doğal yaşamın izi sürülüyor
Yerleşkenin stratejik noktalarına yerleştirilen fotokapanlar, kısa sürede etkileyici görüntüler kaydetti. Tilki, çakal, porsuk, sansar, kirpi ve yaban tavşanı gibi birçok türün aynı alanda yaşam sürdüğü tespit edildi. Elde edilen veriler, kampüs arazisinin yüksek bir biyoçeşitlilik potansiyeline sahip olduğunu kanıtladı.
Meriç’in batısındaki özel konum
TÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, Karaağaç Yerleşkesi’nin coğrafi önemine dikkat çekerek, buranın Meriç Nehri’nin batısındaki tek vatan toprağı olduğunu hatırlattı. Bölgenin hem bitki örtüsü hem de hayvan varlığı açısından son derece verimli olduğunu belirten Prof. Dr. Tan, üniversite olarak bu doğal zenginliği korumak adına titiz tedbirler aldıklarını ifade etti.
Beklentilerin üzerinde sonuçlar
Proje yürütücülerinden TÜ Doğa Tarihi Müzesi Müdürü Özmen Yeltekin, elde edilen sonuçların başlangıçtaki beklentileri aştığını belirtti. Yeltekin, "Bu çalışma, kampüsümüzün yaban hayvanları için güvenli bir liman olduğunu tescilledi. Burası artık bizim için doğa dostu, yeşil bir kampüs olmanın ötesinde, canlı çeşitliliğinin korunduğu bir merkez haline geldi" dedi.
Bir yıl sürecek olan bilimsel envanter çalışmasıyla, bölgedeki yaban hayatının tüm detaylarıyla kayıt altına alınması ve korunması hedefleniyor.