Jeffrey Epstein’in ölümü, aradan yıllar geçmesine rağmen komplo iddiaları ve “cinayet mi intihar mı” tartışmalarıyla yeniden gündeme geliyor. Özellikle ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı Genel Müfettişlik (OIG) tarafından yayımlanan raporlar ve Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) incelemeleri, kamuoyunun “Epstein öldü mü?” sorusunu tekrar tekrar sormasına yol açtı. Epstein, reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken Manhattan’daki federal cezaevinde ölü bulundu.
Epstein öldü mü? Resmi kayıtlara göre ne oldu?
Resmi kayıtlara göre Jeffrey Epstein 10 Ağustos 2019’da, New York’ta Manhattan’daki Metropolitan Correctional Center (MCC) adlı federal cezaevinde hücresinde ölü bulundu. New York Şehri Baş Adli Tıp Kurumu (Office of the Chief Medical Examiner) ölüm nedenini “asarak intihar” olarak kayda geçti.
Adalet Bakanlığı raporu “cinayet ihtimali” için ne dedi?
ABD Adalet Bakanlığı Genel Müfettişliği’nin (OIG) 27 Haziran 2023 tarihli raporu, cezaevindeki gözetim ve personel zincirinde ciddi ihmaller tespit etse de, FBI’ın “ölümde kriminal bir eylem yok” değerlendirmesiyle çelişen bir bulguya ulaşmadığını vurguladı. Raporda, OIG’nin odağının doğrudan ölüm nedeninden ziyade Cezaevleri Bürosu (BOP) personelinin davranışları ve ihlalleri olduğu belirtildi.
Bu çerçevede rapor, kamuoyundaki “öldürüldü” iddialarını doğrudan doğrulayan bir kanıt bulunmadığını açık şekilde kayda geçirdi.
Epstein hücresinde nasıl bulundu? Rapordaki kritik detaylar
OIG raporuna yansıyan bilgilere göre, Epstein’in hücresinde tepkisiz halde bulunduğu anlarda görevli memurların olay yerine girişi ve ilk müdahale anı da ayrıntılandırıldı. Raporda, Epstein’in yataktan sarktığı, boynunda turuncu renkli bir bağ/ilmek bulunduğu ve bunun “çarşaf ya da gömlekten yapılmış” olabileceği ifadeleri yer aldı.
Öte yandan rapor, ölümden önceki süreçte gözetim ve kontrol zincirinde yaşanan kopukluklara da dikkat çekti. Özellikle belirli saat aralıklarında yapılması gereken kontrollerin aksadığı, Epstein’in uzun bir süre denetlenmediği tespitlerine yer verildi.
“İhmaller zinciri” iddiası: Cezaevinde neler aksadı?
Genel Müfettişlik raporu, MCC New York’ta personel yetersizliği, yönetim sorunları, gözetim prosedürlerinin aksaması ve bazı alanlarda kamera/teknik sistem problemleri gibi bir dizi başlıkta ciddi zafiyetler olduğunu belirtiyor.
Raporda ayrıca bazı personelin, gerekli sayım ve kontrol işlemlerini yaptıklarını gösteren yanıltıcı kayıtlar oluşturduğuna dair tespitler de yer aldı. Bu noktada iki görevlinin devriye kayıtlarına ilişkin süreçte suça konu eylemler nedeniyle yargılandığı ve suçlamaları kabul ettikleri bilgisi, dosyaya ilişkin tartışmaların büyümesinde etkili oldu.
Adli tıp neye dayanarak “intihar” dedi?
OIG raporunda, otopsiyi yapan Adli Tıp Kurumu’nun değerlendirmesine de yer verildi. Buna göre Epstein’in yaralanmalarının boğularak öldürülmekten ziyade asılarak intiharla daha uyumlu olduğu; ayrıca mücadele izleri olarak değerlendirilebilecek bulguların (örneğin tırnak altında kalıntı, belirgin darp izleri gibi) raporda öne çıkarılmadığı aktarıldı.
Bu başlık, kamuoyunda sık sık dolaşıma giren “otopsi ne dedi?” sorusunun da ana eksenini oluşturuyor.
Neden hâlâ gündemde?
Epstein’in ölümü, yalnızca bir cezaevi olayı olarak değil; dosyanın kapsamı, iddiaların büyüklüğü ve kamuoyunda oluşan güven krizleri nedeniyle yıllar sonra bile tartışılmaya devam ediyor. Her yeni belge dalgası, özellikle “son saatler”, “kamera kayıtları”, “gözetim zinciri” ve “ihmal” başlıklarını yeniden alevlendiriyor. OIG raporu ise tartışmanın merkezine, “cinayet mi?” sorusundan çok cezaevi sistemindeki ihmallerin boyutu meselesini taşıdı.