Türkiye'yi sarsan şiddet ve cinayetle örülü bir olaylar zinciri, yaklaşık 19 yıl sonra gerçekleştirilen titiz bir operasyonla gün yüzüne çıkarıldı. Olayların başlangıcı 8 Şubat 2007 tarihine dayanıyor. Aydın Özcan, resmi nikahsız eşi Yıldız Doğan'ı para karşılığı fuhşa zorladı.
Doğan'ın bu dayatmayı reddetmesi üzerine Özcan, kadının ellerini ve ayaklarını bağlayarak bıçakla burnunu kesti. Eşini yaralı halde eve kilitleyen ve çocuklarını alarak kaçan Özcan, 2007 yılının ilkbahar aylarında kendi kardeşleri tarafından "namus saikiyle" dövülerek öldürüldü ve Batman'ın Kozluk ilçesindeki Şat Deresi'ne atıldı.
Cinayetten aylar sonra derede kafatası kırılmış halde bulunan cesedin kimliği o dönem belirlenemedi. 2 Haziran 2026 tarihli Diyarbakır Adli Tıp raporuyla, cesedin kızlarından alınan DNA ile eşleşmesi üzerine korkunç sır çözüldü.
Ölü sanık yıllarca arandı dava zaman aşımına uğradı
Olayın yaşandığı gün burnu kesilerek eve kilitlenen Yıldız Doğan, şans eseri bulduğu yedek anahtarla kurtularak akrabalarına sığınmış ve eşinden şikayetçi olmuştu. Savcılık, olaydan üç yıl sonra, 2 Kasım 2010 tarihinde Aydın Özcan hakkında "yüzde sabit iz bırakacak şekilde kasten yaralama" suçundan iddianame düzenledi ve Bakırköy 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılama başladı. Ancak firari sanık bir türlü bulunamadı. Şüphelinin ifadesi alınamadığı için mahkeme, 7 Mayıs 2019 tarihinde zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verdi. Aydın Özcan'ın 2007'den bu yana hiçbir resmi kuruma başvurmadığı ve yakınları tarafından kayıp ihbarı dahi yapılmadığı gerçeği ise yıllar sonra anlaşıldı.
Yeni kurulan özel daire başkanlığı dosyayı raftan indirdi
Mahkeme faili ararken, Aydın Özcan'ın cesedi aslında 5 Haziran 2007'de Kozluk ilçesi Armutlu köyü Şat Deresi'nde bulunmuş ancak kimlik tespiti yapılamadığı için cinayet dosyası 15 Kasım 2023'te zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmıştı. Dosyanın yeniden açılması, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde 24 Nisan 2026'da Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulmasıyla gerçekleşti.
Batman Cumhuriyet Başsavcılığı ve JASAT ekipleri, hiçbir resmi etkileşimi olmayan kişiler üzerinden yaptığı analizle cesedin Özcan'a ait olabileceğini belirledi. 10 Nisan 2026'da alınan teknik takip ve dinleme kararlarının ardından Yıldız Doğan, eşinin fuhuş dayatmasını duyan ağabeyleri tarafından öldürüldüğünü itiraf etti. Düzenlenen eş zamanlı operasyonla Hayrettin Özcan, Süleyman Özcan, Mehmet Özcan, Hilmi Özcan, Naci Özcan, Mehmet Suat Kaya, Mücahit Kaya, Emin Özcan, Nuri Özcan ve Emrah Özcan gözaltına alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek başarıyı duyurdu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 19 yıl sonra gelen bu adaleti yayımladığı tebrik mesajıyla duyurdu. Bakan Gürlek, "Bakanlığımız bünyesinde kurduğumuz Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız, karanlıkta kalmış dosyaları tek tek gün yüzüne çıkarmaktadır.
Titiz çalışmalar neticesinde cesedin Aydın Özcan'a ait olduğu DNA incelemesiyle tespit edilmiştir. Bu 19 yıllık sır perdesini profesyonellikle aydınlatan başsavcılıklarımıza, jandarma teşkilatımıza ve JASAT ekiplerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Soruşturmanın gidişatını belirleyecek olan Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri, suç tarihi ve zaman aşımı süreleri bakımından büyük önem arz ediyor. Türkiye'de kasten öldürme suçlarında zaman aşımı süresi, suçun işlendiği tarihteki mevzuata göre değişiklik göstermektedir.
2005 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesine göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren nitelikli kasten öldürme suçlarında dava zaman aşımı süresi 30 yıl olarak uygulanıyor. Cinayetin işlendiği 2007 yılı dikkate alındığında, dosyanın 30 yıllık yasal zaman aşımı süresi dolmadan, yani 2037 yılından önce yeniden açılarak şüphelilerin yakalanması, zanlıların hukuki olarak yargılanmasının ve olası bir ceza yaptırımının önünü açıyor.