Türk siyasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümü, 33 yıl sonra yeniden yargının gündemine taşınıyor.
Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul cinayetleri yeniden ele alma stratejisi kapsamında, Bitlis’in damadı Rıza Şahin tarafından bakanlığa kritik bir dilekçe sunuldu. Başvuruda, Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı’nın dosyayı en baştan incelemesi ve "kara kutu" iddialarının üzerine gitmesi talep edildi.
Dilekçede yer alan iddialar, uçağın düşüş nedenine dair yıllardır süregelen "buzlanma ve pilotaj hatası" tezini sarsacak nitelikte. Bir televizyon programında dile getirilen iddialara atıfta bulunan Şahin, kara kutunun hala devlet korumasında olduğunu ve kayıtları dinleyen üst düzey bir komutanın hayatta olduğunu belirtti. Şahin, bu komutanın kimliğinin tespit edilmesini ve kayıtların neden adli mercilerden dahi gizlendiğinin açıklanmasını istiyor.
1993’ten bugüne bitmeyen şüpheler
17 Şubat 1993 tarihinde Ankara’dan Diyarbakır’a gitmek üzere kalkan uçağın Yenimahalle’de düşmesi sonucu Eşref Bitlis ile birlikte 5 askeri personel ve bir güvenlik görevlisi şehit olmuştu.
Olaydan yıllar sonra Ergenekon davaları sürecinde ortaya çıkan ses kayıtları ve uçağın enkazının hurdacıya satılması gibi skandallar, suikast şüphelerini hep canlı tuttu. Sivil Havacılık uzmanlarının daha önce mevcut 15 fotoğraf üzerinden yaptığı incelemeler, düşüş nedenini tespit etmekte yetersiz kalmıştı.
Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı’nın yetkileri
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı, zamanaşımı riskine girmemiş veya yeni delil başlangıcı bulunan dosyaları resen ya da başvuru üzerine inceleme yetkisine sahiptir.
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 172/2 uyarınca, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkarsa kamu davası açılabilmektedir.
Eşref Bitlis dosyasında "kara kutu" varlığına dair somut bir tanıklık veya belgenin ortaya çıkması, hukuken "yeni delil" statüsünde kabul edilerek 30 yıllık zamanaşımı süresini "insanlığa karşı suç" veya "terör amaçlı suçlar" kapsamında devre dışı bırakabilecek bir hukuki tartışmayı da beraberinde getirebilir.
Ailenin bu başvurusu, sadece teknik bir inceleme talebi değil, aynı zamanda 90’lı yılların karanlık olaylarının aydınlatılması adına kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Bakanlığın talebe vereceği yanıt, davanın seyrini tamamen değiştirebilir.