Ömürlerinin neredeyse tamamını havada süzülerek geçiren ebabil kuşları, yanlış müdahaleler sonucu hayata veda ediyor. Uzmanlar, doğası gereği kafes yaşamına uygun olmayan bu canlıların kurtarılması için kritik uyarılarda bulundu.
Doğanın en gizemli canlılarından biri olan ebabil kuşları, sıra dışı yaşam döngüleriyle biliniyor. Uyurken bile uçabilen ve hayatının büyük bir kısmını gökyüzünde geçiren bu kuşlar, kısa bacak yapıları nedeniyle yere indiklerinde kendi başlarına tekrar havalanamıyor. Son yıllarda vatandaşlar tarafından daha sık karşılaşılan ebabil kuşlarına yönelik hatalı yaklaşımlar, hayvanların yaşamını tehdit ediyor.
Kafes hapsi ölüm getiriyor
Veteriner Hekim Pelin Karaköse, ebabil kuşlarının evcilleştirilebilecek canlılar olmadığının altını çizerek, vatandaşların en büyük hatasının onları kafese koymak olduğunu belirtti. Kafes ortamına giren ebabillerin, özgürlüklerine olan düşkünlükleri nedeniyle panikleyerek kanatlarını tellere çarptığını ve bu durumun genellikle ölümle sonuçlandığını vurguladı. Karaköse, iyilik yapma düşüncesiyle hareket eden kişilerin, hayvanı daha büyük bir strese soktuğunu ifade etti.
Zorla beslemeye çalışmak büyük hata
Yaralı veya bitkin bir ebabil kuşuyla karşılaşıldığında yapılması gereken ilk şeyin sakin kalmak olduğunu belirten uzmanlar, kuşun zorla tutulmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Özellikle hayvanın ağzını zorla açarak su veya yiyecek vermeye çalışmanın, kuşun solunum yollarına zarar verebileceği ve hayati tehlike yaratabileceği belirtiliyor. Yabani bir tür olan ebabillerin, insan müdahalesinden ziyade profesyonel desteğe ihtiyaç duyduğu hatırlatılıyor.
Doğru müdahale hayat kurtarır
Ebabil kuşu bulduğunuzda izlemeniz gereken en güvenli yol, hayvanı nazikçe delikli bir karton kutuya yerleştirerek en yakın veteriner kliniğine veya Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü birimlerine ulaştırmaktır. Eğer kuşun tamamen sağlıklı olduğundan eminseniz, yerden kalkamadıkları için onu yüksek bir noktadan gökyüzüne bırakmanız, yeniden özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacaktır. Uzmanlar, doğayı seven bu canlıların yaşam alanlarına saygı duyulması gerektiğini bir kez daha vurguluyor.