Grip ve soğuk algınlığı gibi solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasında gözden kaçan en kritik etkenlerden biri ellerimiz. Prof. Dr. Reşit Mıstık, Dünya El Yıkama Günü kapsamında yaptığı hayati uyarılarda, toplumda yaygın bilinen aksine nezle virüsünün yüzde 50 oranında el temasıyla bulaştığını açıkladı. Gün içerisinde farkında olmadan yüzeylere dokunup ellerimizi ağız, burun ve göz bölgesine götürmemiz, hastalık yapıcı mikroorganizmalara doğrudan davetiye çıkarıyor.
Nezle Virüsü Ellerden Nasıl Bulaşır ve El Hijyeni Neden Önemlidir?
Çevremiz ve insan vücudu sürekli olarak milyarlarca mikroorganizma ile temas halindedir. Günlük koşturmaca içerisinde kapı kollarından toplu taşıma tutacaklarına, telefon ekranlarından masalara kadar pek çok yüzeye temas eden eller, patojen bakterilerin ve virüslerin en hızlı taşınma aracı haline gelir.
Prof. Dr. Reşit Mıstık, solunum yolu hastalıklarının yalnızca hapşırma veya öksürme yoluyla havadan yayılmadığını vurguluyor. Öksürme ve aksırma sırasında çevreye saçılan damlacıklar yüzeylere yapışır; bu yüzeylere dokunan eller vasıtasıyla virüs kolayca vücuda taşınır. Bu nedenle su ve sabun, antiseptik sabunlar ya da alkol bazlı solüsyonlarla gerçekleştirilen doğru el hijyeni uygulamaları, bulaşıcı hastalık zincirini kırmada en etkili barikatı oluşturur.
Etkili Korunma Sağlayan El Yıkama Yöntemleri Nelerdir?
Sağlık uzmanları, bulunulan ortama ve ihtiyaca göre el hijyeninin üç temel kategoride incelendiğini belirtiyor. Her bir yöntemin uygulama süresi ve tekniği, mikroorganizmaların temizlenmesinde farklı bir düzey sağlıyor:
Sosyal El Yıkama: Günlük yaşamda, evde ve sosyal alanlarda uygulanan temel temizlik yöntemidir. Eller su ve normal sabun ile en az 10-15 saniye boyunca ovularak yıkanır.
Hijyenik El Yıkama: Özellikle hasta bakımında, hastanelerde ve riskli temas durumlarında tercih edilir. Antimikrobiyal sabunlar veya alkol bazlı antiseptikler kullanılarak ellerin en az 30 saniye boyunca detaylıca ovulması esasına dayanır.
Cerrahi El Yıkama: Ameliyat ve tıbbi girişimler öncesinde hekimler ile sağlık personeli tarafından özel teknikler ve antiseptik solüsyonlar kullanılarak yapılan en üst düzey sterilizasyon işlemidir.
Toplumda El Yıkama Alışkanlığı ve Hijyen Uyum Oranları Ne Düzeyde?
Yapılan araştırmalar ve saha verileri, kritik anlarda el yıkama alışkanlığının henüz istenen seviyeye ulaşmadığını gösteriyor. El hijyenine uyum oranları cinsiyete ve yaş gruplarına göre belirgin farklılıklar sergiliyor.
Verilere göre, gerekli durumlarda el yıkama kuralına uyum oranı kadınlarda yüzde 52 iken, erkeklerde bu oran yüzde 48 seviyesinde kalıyor. Yaş grupları incelendiğinde ise tablonun daha hassas olduğu görülüyor. Çocuklarda doğru el yıkama oranı yüzde 20’lere kadar gerilerken, genç erişkin grupta bu oran ancak yüzde 30 bandına ulaşabiliyor. Toplum genelindeki bu düşük oranlar, mevsimsel salgınların ve virüs yayılımının hızlanmasındaki ana etkenlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Hastalıklardan Korunmada Doğru El Yıkama Süresi ve Hijyen Kuralları
Mevsim geçişlerinde sıkça karşılaşılan nezle, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için ellerin sadece suyla ıslatılması yeterli olmuyor. Mikropların cilt yüzeyinden tamamen uzaklaştırılabilmesi için sabunun köpürtülerek parmak araları, el sırtı, tırnak altları ve bilekleri kapsayacak şekilde ovulması gerekiyor.
Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, yemek öncesi ve sonrasında, tuvalet kullanımının ardından ve öksürüp hapşırdıktan sonra ellerin en az 20 saniye boyunca akar su altında sabunla yıkanması, virüslerin bulaşma riskini minimuma indiriyor. Su ve sabunun bulunmadığı durumlarda ise en az yüzde 70 alkol içeren el dezenfektanları veya antiseptik solüsyonlar geçici bir koruma sağlıyor.