Mevsim geçişlerinde bağışıklığını güçlendirmek isteyen Gaziantepliler, kentin kadim lezzeti kelle paçaya akın ediyor; restoranların önünde sabahın ilk ışıklarıyla uzun kuyruklar oluşuyor.
Gaziantep mutfağının en köklü lezzetlerinden biri olan kelle paça, soğuk algınlığı ve halsizlik gibi şikayetlerin arttığı bugünlerde bölge halkının ilk tercihi haline geldi. İlk bakışta alışılmadık görüntüsüyle dikkat çekse de, sunduğu eşsiz lezzet ve yüksek besin değeriyle sofraların vazgeçilmezi konumunu koruyor.
12 Saatlik Emekle Gelen Lezzet
Uzun yıllardır bu mesleği icra eden usta Ahmet Çadır, kelle paçanın hazırlık sürecindeki titizliğe dikkat çekiyor. Gaziantep usulü hazırlanan yemeğin sırrının sabır olduğunu belirten Çadır, temizlenen kellelerin dev kazanlarda tam 12 saat boyunca ağır ateşte piştiğini ifade ediyor. Dil, yanak, beyin ve göz gibi kısımların özenle ayıklanarak servis edildiği bu özel yemek; sarımsak, acı biber, limon ve sirke dokunuşlarıyla tam bir şifa deposuna dönüşüyor.
Doğal Destek ve Eklem Sağlığı
Kelle paçanın sadece bir yemek değil, aynı zamanda vücut direncini artıran bir destek olduğunu vurgulayan Çadır, yüksek kolajen içeriğinin eklem sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine değiniyor. Eskiden sadece gece saatlerinde tüketilen bu lezzetin artık günün her vaktinde tercih edildiğini belirten usta, çocukların bile bu tada alıştığını söylüyor. Ayrıca, sıkça karıştırılan beyran ile kelle paçanın temel farkının; beyranın kemikli etten, kelle paçanın ise sakatattan yapılması olduğunu hatırlatıyor.
Yaz Kış Demeden Tüketiliyor
Gaziantep’te yılın 12 ayı boyunca sofralardan eksik olmayan kelle paça, mevsimsel ihtiyaçlara göre farklı kıvamlarla sunuluyor. Kış aylarında daha yoğun ve kolajen odaklı bir tarif tercih edilirken, yaz aylarında daha hafif versiyonlar veya söğüş seçenekleri öne çıkıyor. Porsiyonu 340 TL’den satışa sunulan bu geleneksel lezzeti düzenli olarak tüketen vatandaşlar ise hem sağlığa olan faydalarından hem de damakta bıraktığı eşsiz aromadan vazgeçemiyor.