Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Gurbetin hüzünlü sesi Erzincan'da yankılanıyor: Hasretin dizelere döküldüğü yol turistlerin yeni rotası oldu

Gurbetin hüzünlü sesi Erzincan'da yankılanıyor: Hasretin dizelere döküldüğü yol turistlerin yeni rotası oldu

Erzincan’ın tarihi dokusuyla büyüleyen Kemaliye ilçesi, sadece doğal güzellikleriyle değil, geçmişin izlerini taşıyan kültürel mirasıyla da dikkat çekiyor. İlçe merkezinde büyük ilgi gören "Mani Yolu" projesi, şimdi de Apçağa köyünde hayata geçirilerek ziyaretçilere duygusal bir yolculuk vadediyor.

Osmanlı döneminde eşlerini uzak şehirlere uğurlayan kadınların yürek yakan manileri, Apçağa köyünde kurulan özel bir güzergahta yeniden hayat buluyor.

Erzincan’ın tarihi dokusuyla büyüleyen Kemaliye ilçesi, sadece doğal güzellikleriyle değil, geçmişin izlerini taşıyan kültürel mirasıyla da dikkat çekiyor. İlçe merkezinde büyük ilgi gören "Mani Yolu" projesi, şimdi de Apçağa köyünde hayata geçirilerek ziyaretçilere duygusal bir yolculuk vadediyor.

Geçmişin özlemi bugünle buluşuyor

Osmanlı döneminde geçim sıkıntısı nedeniyle İstanbul ve diğer büyük şehirlere çalışmaya giden Eğinli erkeklerin ardından, geride kalan kadınların yaktığı ağıtlar ve yazdığı maniler, bölge kültürünün en önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyor. Köy muhtarı Ahmet Akyavuz’un öncülüğünde ve köy derneğinin katkılarıyla hazırlanan proje, köy girişinden başlayarak meydanına kadar uzanan bir güzergah üzerinde kurgulandı.

Dut ağaçları arasında hüzünlü bir yürüyüş

Ziyaretçiler, direklere asılı halde sergilenen bu içten dizeleri okurken, aynı zamanda bölgenin simgesi haline gelen dut ağaçlarının gölgesinde yürüme şansı buluyor. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası haline gelen bu özel yol, sadece bir gezi rotası değil, aynı zamanda bir dönemin toplumsal hafızasını yaşatan bir açık hava müzesi niteliği taşıyor.

Kültürel miras turizme kazandırılıyor

Kemaliye Belediyesi Kültür Turizm Komitesi temsilcileri, projenin bölge turizmine sağladığı katkıya dikkat çekiyor. Yetkililer, manilerin sadece birer edebi metin olmadığını, Eğin kültürünün duygusal derinliğini yansıtan birer belge olduğunu vurguluyor. Doğayla iç içe oluşturulan bu alan, ziyaretçilere hem tarihi bir atmosfer sunuyor hem de unutulmaya yüz tutmuş geleneklerin gelecek kuşaklara aktarılmasına olanak tanıyor.