28 Şubat 2026’da ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilim, dünya ekonomisinin kalbinin attığı Hürmüz Boğazı’nda etkisini ağır şekilde hissettirmeye başladı. Küresel enerji trafiğinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu kritik hat, son bir ayda neredeyse durma noktasına geldi. Deniz ticaretindeki ani yavaşlama, enerji ve gıda fiyatlarında dalgalanmaları beraberinde getirirken, gözler bölgedeki gemi hareketlerine çevrildi.
Hürmüz Boğazı’ndan kimler geçiyor ve gemi trafiği neden bu kadar azaldı?
Dünyanın en stratejik deniz geçitlerinden biri olan Hürmüz Boğazı, petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığının ana arterlerinden biri olarak biliniyor. Ancak bölgede yaşanan gerilim, gemi geçişlerini ciddi ölçüde sınırlandırdı.
Kriz öncesinde, yani 1-27 Şubat tarihleri arasında boğazdan günlük ortalama 129 gemi geçiş yapıyordu. 28 Şubat sonrası tablo ise çarpıcı şekilde değişti. Günlük geçiş sayısı ortalama 9 gemiye kadar düştü. Bu sert düşüş, küresel ticaret zincirinde ciddi bir daralma yaşandığını ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre, güvenlik risklerinin artması ve askeri hareketliliğin yoğunlaşması, armatörleri ve lojistik şirketlerini temkinli davranmaya yöneltti. Bu durum, yalnızca enerji değil, genel yük taşımacılığını da doğrudan etkiledi.
Gemiler neden durdu ve yüksüz gemiler neden öncelik aldı?
Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut tabloda dikkat çeken en önemli detaylardan biri, geçiş yapan gemilerin önemli bir bölümünün yük taşımıyor olması. Verilere göre boğazdan geçen 147 geminin yaklaşık yarısı yüksüz gemilerden oluşuyor.
Bu durumun temel nedeni, riskin minimize edilmek istenmesi. Yük taşımayan gemiler, olası bir saldırı ya da kriz anında daha az ekonomik kayıp anlamına geliyor. Bu nedenle geçiş izni verilen gemiler arasında öncelik çoğunlukla yüksüz olanlara tanınıyor.
Ayrıca sigorta maliyetlerindeki artış ve güvenlik tehditleri, yük taşıyan gemilerin bölgeden uzak durmasına yol açıyor. Bu da küresel arz zincirinde gecikmeler ve maliyet artışları olarak geri dönüyor.
ABD-İsrail-İran gerilimi küresel ticaret ve enerji fiyatlarını nasıl etkiliyor?
Hürmüz Boğazı’ndaki daralma, doğrudan enerji piyasalarını sarsmış durumda. Petrol ve doğalgaz sevkiyatındaki aksama, fiyatların dalgalanmasına neden olurken, enerji ithalatına bağımlı ülkelerde maliyet baskısı artıyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş ise zincirleme etki yaratarak gıda fiyatlarını da yukarı çekiyor. Üretim, taşımacılık ve lojistik maliyetlerinin artması, küresel enflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor.
Ekonomistler, bu tür jeopolitik krizlerin kısa vadede piyasalarda sert dalgalanmalara neden olduğunu, uzun vadede ise ticaret rotalarının yeniden şekillenmesine yol açabileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemilerinin durumu ne, Türkiye nasıl bir adım atıyor?
Bölgede yalnızca küresel ticaret değil, Türkiye’ye ait gemiler de yakından takip ediliyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıklamalarına göre, Hürmüz Boğazı’nda Türk sahipli 14 gemi bulunuyor.
Yetkililer, Dışişleri Bakanlığı koordinasyonunda gemilerin güvenli şekilde bölgeden çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü ifade ediyor. Ancak mevcut şartlar nedeniyle henüz somut bir tahliye gerçekleştirilebilmiş değil.
Gemilerdeki mürettebatla sürekli iletişim halinde olunduğu, insani açıdan ciddi bir sorun yaşanmadığı belirtiliyor. Öte yandan 3 geminin operasyonel nedenlerle bölgede kalmayı tercih ettiği de aktarıldı.
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz küresel ekonomi için ne anlama geliyor?
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan bu daralma, yalnızca bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel ekonomik dengeleri etkileyen bir gelişme haline geldi. Deniz ticaretindeki yavaşlama, enerji arzındaki belirsizlik ve maliyet artışları, dünya ekonomisinde yeni bir kırılganlık yaratıyor.
Uzmanlara göre, kriz uzarsa alternatif ticaret yolları ve enerji rotaları daha fazla önem kazanacak. Ancak kısa vadede piyasaların bu şoku atlatması kolay görünmüyor.