İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizinin tarım ve hayvancılık üzerindeki baskısını kırmak için başlattığı gölet projesinde sona yaklaşıyor; 80 yeni göleti tamamlayan belediye, yıl sonuna kadar bu sayıyı 100’e çıkararak bölgedeki su krizini kökten çözmeyi hedefliyor.
Küresel iklim değişikliğinin etkilerini en çok hisseden bölgelerin başında gelen Bakırçay ve Gediz havzalarında, su kaynaklarına erişim artık daha kolay hale geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar, hem mera hayvancılığını desteklemek hem de yaban hayatının su ihtiyacını karşılamak adına kritik bir altyapı hamlesine dönüştü. Tarımsal Hizmetler Dairesi ekipleri, yağış sularını doğal yöntemlerle depolayan göletlerle kırsalın çehresini değiştiriyor.
Doğal yaşamın sigortası oldu
Projenin teknik detaylarını paylaşan Ziraat Mühendisi Necla Dokcu, göletlerin sadece birer su deposu değil, ekosistemin sürdürülebilirliğini sağlayan yaşam alanları olduğunu vurguladı. Özellikle su kaynağı bulunmayan meralarda hayvancılığın verimini artıran bu yapılar, yaz aylarında arazideki hayvanlar için hayati bir rol üstleniyor. Dokcu, bu alanların aynı zamanda kırsaldaki biyolojik çeşitliliğin korunmasına da büyük katkı sağladığını belirtti.
Hedef 350 göletle tam koruma
İzmir genelinde yürütülen kapsamlı çalışma planı, sadece yeni yapımları değil, mevcut yapıların iyileştirilmesini de kapsıyor. Aliağa’dan Urla’ya kadar geniş bir coğrafyada 190 göletin bakım ve genişletme çalışmalarını tamamlayan ekipler, öz kaynaklarla toplam 350 göletlik bir ağ oluşturmayı hedefliyor. Yıl sonuna kadar 100 yeni göletin daha sisteme dahil edilmesiyle birlikte, bölgedeki su depolama kapasitesi rekor seviyeye ulaşacak.
Yangınla mücadelede stratejik destek
Hayvan içme suyu göletleri, hayvancılığın yanı sıra orman yangınlarıyla mücadelede de stratejik birer savunma hattı oluşturuyor. Özellikle Menemen ve Bornova kırsalında inşa edilen 10 gölet, yangın söndürme helikopterlerinin su ikmali yapabileceği önemli noktalar haline getirildi. Bu sayede, afet anlarında müdahale süresi kısalırken, yangınla mücadele kapasitesi de önemli ölçüde güçlendirilmiş oldu.