Marmara Denizi'nin kilit noktalarından İzmit Körfezi kıyılarında, Nisan ayının gelişiyle birlikte "Pusula Denizanası" (Chrysaora hysoscella) hareketliliği yaşanıyor. Sahil hattında yürüyüş yapan vatandaşların dikkatini çeken kırmızı renkli ve uzun dokunaçlı bu canlılar, estetik görünümlerinin aksine ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Uzmanlar, özellikle kış sonu ve ilkbahar başında üreme dönemine giren bu türün popülasyonundaki artışa dikkat çekerek, kıyı şeridindeki vatandaşları temas riskine karşı sert bir dille uyarıyor.
2007'den Beri Körfez'in Davetsiz Misafiri: Neden Sayıları Arttı?
Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, bu türün bölge için yeni bir fenomen olmadığını, 2007 yılından bu yana kayıt altında tutulduğunu belirtti. Pusula denizanasının bölgeye gemilerin balast sularıyla taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde duran Ergül, iklim değişikliğine bağlı deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın ve doğal avcıların azalmasının bu artışı tetiklediğini vurguladı. Bilimsel verilere göre, mevcut yoğunlaşma canlıların doğal fizyolojik süreçlerinin bir parçası olsa da, kıyılardaki görsel kirlilik ve güvenlik riski endişe yaratmaya devam ediyor.
Hayati Uyarı: Temas Bölgesine Sakın Tatlı Su Değdirmeyin!
Pusula denizanasının "tentakül" adı verilen uzantıları, "knid" denilen ve yakıcı kapsüller içeren iğnelerle donatılmış durumda. Bu iğneler insan tenine temas ettiği anda şiddetli yanma, kızarıklık ve alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Prof. Dr. Ergül, olası bir temas anında yapılan en büyük yanlışın bölgeyi tatlı suyla yıkamak olduğunu ifade etti. Tatlı su, zehirli kapsüllerin daha hızlı patlamasına ve acının katlanarak artmasına neden oluyor. Uzmanlar, bölgenin vakit kaybetmeden sadece deniz suyuyla arındırılması gerektiğini, sonrasında ise amonyak veya sirke uygulamasıyla en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasının kritik önem taşıdığını hatırlatıyor.
Eko-Sistem Kendi Dengelerini Kuracak mı?
Vatandaşların özellikle çocuklarını kıyıdan uzak tutmaları istenirken, uzmanlar panik yapacak bir durum olmadığını, popülasyonun ekosistemin iç dinamikleriyle zamanla dengeleneceğini öngörüyor. Öte yandan, deniz kirliliği ve tür takibi için vatandaşların gördükleri denizanalarını Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’na (TÜDAV) bildirmeleri, bilimsel veri tabanının güncel tutulması açısından hayati bir sorumluluk olarak öne çıkıyor. Kırmızı, geniş şemsiyeli ve uzun kollu bu canlıların, yaz sezonu öncesi kıyılardaki varlığı hem balıkçıları hem de sahil sakinlerini teyakkuzda tutuyor.