İznik Gölü’nde su seviyesi, yağışlı geçen kış ve ilkbahar aylarına rağmen beklenen yükselişi göstermedi. 20 Nisan itibarıyla yapılan gözlemler ve karşılaştırmalı görüntüler, gölde kayda değer bir artış olmadığını ortaya koydu. Bu durum, “İznik Gölü kurudu mu?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre sorun yalnızca yağış miktarıyla açıklanamayacak kadar derin.
İznik Gölü kurudu mu, 20 Nisan’da su seviyesi ne?
20 Nisan verilerine göre İznik Gölü tamamen kurumuş değil ancak su seviyesi ciddi bir artış göstermiyor. Özellikle Aralık 2025 ile güncel görüntüler karşılaştırıldığında göldeki seviyenin neredeyse aynı kaldığı dikkat çekiyor. Bu tablo, gölün toparlanamadığını ve su kaybının devam ettiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’nin önemli tatlı su kaynaklarından biri olan İznik Gölü, Marmara Bölgesi’nin en büyük doğal gölü olma özelliğini taşıyor. Ancak son yıllarda gözlenen su kaybı, gölün geleceği açısından risk sinyalleri veriyor.
Yağışlar etkisiz mi kaldı, neden su seviyesi artmadı?
Kış ve ilkbahar aylarında görülen yoğun yağışlar, bölgedeki barajların doluluk oranını artırdı. Özellikle Nilüfer ve Doğancı barajlarında belirgin yükseliş yaşanırken, aynı etkinin İznik Gölü’nde görülmemesi dikkat çekti.
Uzmanlara göre burada temel sorun, gölün su bütçesindeki dengesizlik. Yani göle giren su ile çıkan su arasındaki fark uzun süredir negatif yönde ilerliyor. Bu da yağış olsa bile gölde kalıcı bir yükselişin oluşmasını engelliyor.
Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden akademisyenler, tek bir sezonluk yağışın bu dengesizliği telafi edemeyeceğini vurguluyor. Gölün su rejiminin uzun yıllardır bozulmuş olması, kısa vadeli toparlanmayı zorlaştırıyor.
Tarımsal sulama etkili mi, su dengesi neden bozuldu?
İznik Gölü çevresinde yoğun şekilde yapılan tarımsal sulama, göl üzerindeki en büyük baskı unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Yeraltı sularının kontrolsüz kullanımı ve gölden çekilen su miktarı, doğal dengeyi bozuyor.
Uzmanlar, özellikle yaz aylarında artan sulama ihtiyacının göldeki su seviyesini daha da aşağı çektiğine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra sanayi faaliyetleri ve iklim değişikliği de göl üzerindeki baskıyı artıran diğer faktörler arasında yer alıyor.
Su bütçesi kavramı burada kritik bir rol oynuyor. Göle giren su miktarı, buharlaşma ve kullanım yoluyla kaybedilen sudan daha az kaldığında, gölde düşüş kaçınılmaz hale geliyor.
Yaz kurak mı geçecek, risk büyüyor mu?
Uzmanlara göre mevcut tablo yaz ayları için ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte buharlaşma hızının yükselmesi bekleniyor. Bu da göldeki su seviyesinin daha da gerilemesine neden olabilir.
Ayrıca gölü besleyen yeraltı su kaynaklarının azalması, yaz döneminde su kaybını hızlandırabilecek bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Bu durum yalnızca su miktarını değil, su kalitesini de doğrudan etkileyebilir.
Sudaki oksijen seviyesinin düşmesi, balık türleri ve diğer su canlıları açısından hayati riskler doğurabilir. Ekosistemin bozulması halinde geri dönüşü zor sonuçlar ortaya çıkabilir.