Yeni Birlik Gazetesi Yaşam KAAN TÜM ÖZELLİKLERİ: P1 ve P2 prototip farkları ne, envantere ne zaman girecek?

KAAN TÜM ÖZELLİKLERİ: P1 ve P2 prototip farkları ne, envantere ne zaman girecek?

KAAN’ın tüm özellikleri, P1 ve P2 prototip farkları, MURAD AESA radar entegrasyonu, IRST ve TOYGUN sistemleri ile TF35000 yerli motor hedefi netleşiyor. Hangardan gelen yeni görüntüler, tasarım revizyonlarını ve seri üretim takvimini gözler önüne serdi. Savunma sahnesinde dengeleri değiştirecek adımlar peş peşe geliyor.

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün TUSAŞ tesislerinden paylaştığı kareler, Milli Muharip Uçak KAAN projesinde yeni bir döneme işaret etti. Hangarda aynı anda üç farklı gövdenin görüntülenmesi, projenin takviminde kritik bir eşiğin aşıldığını ortaya koydu. P0’ın ardından P1 ve burnu kapalı P2 prototiplerinin ilk kez birlikte görülmesi, “KAAN tüm özellikleri neler?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle MURAD AESA radar, IRST, TOYGUN sistemleri ve TF35000 yerli motor hedefi, dikkatleri uçağın teknolojik kapasitesine çevirdi.

KAAN tüm özellikleri neler ve P1 ile P2 prototip farkları ne?

Ankara Kahramankazan’daki TUSAŞ yerleşkesinde kaydedilen görüntülerde, daha önce tek prototiple bilinen KAAN’ın artık üç ayrı gövdeyle temsil edildiği görüldü. Sağ tarafta P1 uçuş prototipi, sol tarafta ise burun bölümü kapalı olan ve P2 olarak anılan statik test uçağı yer aldı. Böylece P0’dan sonra iki yeni platform ilk kez aynı karede ortaya çıktı.

P0 başlangıçta yer testleri için tasarlansa da yapılan düzenlemelerle uçuşa hazır hale getirilmiş ve iki sorti gerçekleştirmişti. Bu uçuşlardan elde edilen aerodinamik veriler, kumanda yüzeylerinin tepkileri ve temel sistem performansları P1’e aktarıldı. Ortaya çıkan tablo, P1’in daha olgun ve operasyonel konfigürasyona yakın bir tasarım sunduğunu gösteriyor.

P2 ise uçuş için değil, yapısal dayanıklılık testleri için geliştirildi. Statik test platformu olarak kullanılacak bu gövde, limit yüklemeler altında gövde dayanımını ölçmek üzere tasarlandı. Böylece KAAN’ın seri üretim öncesi yapısal güvenlik parametreleri netleşecek.

MURAD AESA radar entegrasyonu ve burun tasarımındaki değişim

P1’de en dikkat çeken revizyon burun bölümünde ortaya çıktı. P0’da daha küt bir form tercih edilirken, yeni prototipte daha keskin ve aerodinamik açıdan rafine edilmiş bir yapı öne çıktı. Bu değişimin MURAD AESA radar entegrasyonu ile bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Radom bölgesindeki tasarım farklılığı, aktif elektronik taramalı radar sisteminin yerleşimi için optimize edilmiş bir hacim sunuyor. MURAD AESA radarın, hedef tespiti, takip ve angajman süreçlerinde yüksek hassasiyet sağlaması bekleniyor. Burundaki form değişimi yalnızca aerodinamik değil, sensör performansı açısından da kritik görülüyor.

IRST ve TOYGUN sistemleriyle düşük görünürlük hedefi

Kokpit önünde ve gövde altındaki belirgin alanlar, IRST ve TOYGUN sistemlerinin konumlandırılması için ayrılmış bölmeler olarak değerlendiriliyor. IRST, radar açmadan hedeflerin ısı izini tespit edebilen kızılötesi arama ve takip sistemi olarak öne çıkıyor. Bu kabiliyet, özellikle düşük görünürlük gerektiren görevlerde avantaj sağlıyor.

Gövde altındaki cam panellerin arkasında yer alması beklenen TOYGUN elektro-optik sistemi ise yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve lazerle hedef işaretleme yeteneği sunacak. Sensörlerin gövdeye gömülü biçimde tasarlanması, radar kesit alanının kontrol altında tutulmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, KAAN’ın düşük görünürlük konseptiyle uyumlu bir yapı ortaya koyuyor.

Tek parça kanopi, dijital kokpit ve TULGAR uyumu

P1’de öne çıkan bir diğer yenilik tek parça kanopi tasarımı oldu. Önceki tasarımda görülen çerçeve ve ayrım çizgileri yerini daha pürüzsüz bir yüzeye bıraktı. Bu tercihin radar görünürlüğünü azaltmaya yönelik olduğu ifade ediliyor.

Kokpit mimarisinde ise fiziksel göstergelerin minimuma indirildiği, geniş ekranlı dijital bir yapı hedefleniyor. TULGAR kask sistemiyle uyumlu çalışacak cam kokpit düzeni, pilotun sensör verilerine ve görev bilgilerine tek merkezden erişmesini sağlayacak. Bu yapı, sensör füzyonu hedefiyle doğrudan bağlantılı bir adım olarak görülüyor.

Hava alıkları, kanat geometrisi ve motor yerleşimi

Hava alıklarının kokpite daha yakın ve geriye çekilmiş biçimde konumlandırıldığı gözlendi. Formdaki keskinleşme hem motorlara giden hava akışını optimize etmeyi hem de radar izini azaltmayı amaçlıyor. Üstten bakıldığında gövdenin daha kompakt göründüğü, kanat ve yatay kuyruk tasarımında geometrik revizyonlar yapıldığı dikkat çekiyor.

Arka bölümde iki motor arasındaki mesafenin açıldığı görülüyor. Prototiplerde F110-GE-129 motorları kullanılıyor ve ilk seri üretim aşamasında da bu motorlarla ilerlenmesi planlanıyor. Uzun vadede ise TF35000 yerli motor entegrasyonu hedefleniyor. Bu geçiş, itki bağımsızlığı açısından projenin en kritik aşamalarından biri olarak kabul ediliyor.

Gömülü anten yapısı ve elektronik harp altyapısı

P1 gövdesinde yüzeye yayılmış gömülü antenler dikkat çekiyor. Bu antenlerin iletişim, IFF, veri bağı ve elektronik harp görevleri için kullanılması planlanıyor. Antenlerin gövde içine entegre edilmesi, aerodinamik bütünlüğü korurken düşük görünürlük hedefini destekliyor.

KAAN’ın ileri bloklarında sensör füzyonu, gelişmiş elektronik harp sistemleri ve yerli alt sistemlerin daha yoğun biçimde kullanılması öngörülüyor. 2028–2029 döneminde Blok 10 aşamasıyla envantere giriş planlanırken, MURAD AESA radar ve temel elektronik harp sistemlerinin bu aşamada aktif olması bekleniyor.

Uluslararası ilgi ve seri üretim takvimi

KAAN’ın ana kullanıcısı Türk Hava Kuvvetleri olacak. Bununla birlikte Endonezya ile 48 adetlik satış sözleşmesi imzalanmış durumda. Suudi Arabistan’ın stratejik ortaklık arayışı ve Pakistan’ın projeye dahil olma niyeti, platformun uluslararası boyutunu güçlendiriyor.

Toplam altı prototip üretilmesi planlanıyor. P1’in yakın dönemde ilk uçuşunu gerçekleştirmesi, takip eden prototiplerin de test takvimine dahil edilmesi bekleniyor. KAAN, yalnızca teknik kabiliyetleriyle değil, savunma sanayii ihracat potansiyeliyle de dikkat çekiyor.