Adana’da kalaycılık mesleği giderek unutulmaya yüz tutarken, Hulusi Deveci bu geleneği dördüncü kuşak olarak yaşatmaya devam ediyor. Hem kalaycı hem de şair olan Deveci, bakır kaplara hayat verirken, aynı zamanda içsel duygularını dizelere döküyor.
Kalaycılığın Dünü ve Bugünü
Teknolojinin gelişmesi ve değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte kalaycılığa olan ilgi de azalmış durumda. Bir zamanlar her evin mutfaklarında yer alan bakır kapların kalaylanma ihtiyacı için çalışan usta sayısı giderek azalıyor. Ancak Hulusi Deveci, bu geleneksel mesleği devam ettiren nadir ustalardan biri olarak öne çıkıyor.
Mesleğe Bağlılık ve Aile Mirası
1970 yılından bu yana kalaycılık yapan Deveci, “Ailede dördüncü kuşak kalaycıyım. Babam da, dedem de kalaycıydı. Bu mesleği bırakmayacağım, çünkü bu benim baba ve dede mesleğim” ifadeleriyle aile geleneğini ne denli önemsediğini vurguluyor. Sıcak yaz günlerinde atölyesinde çalışmak için katlanılması gereken zorlukları da cabasıdır. Deveci, müşterilerin bu zorlukları görüp takdir etmelerini sağlamakta kararlıdır.
Deveci, yalnızca kalaycı olarak değil, aynı zamanda bir şair olarak da anılmakta. “Ben bu işi para için yapmıyorum, bu meslek benim için bir aşk. Ailemdeki diğer meslekleri hatırlıyorum; hepsi çok güzel mesleklerdi. Şimdi ise hepsi kaybolmaya yüz tutuyor,” diyerek kalaycılığın yanı sıra diğer geleneksel zanaatların da önemine dikkat çekiyor.
Hulusi Deveci, yalnızca kalaycılıkla değil, aynı zamanda müzikle de uğraşmakta; orijinal besteleri ve sözleriyle de dikkat çekiyor. Bu şekilde, hem kalaycılığın hem de sanatın yaşatılması adına mücadele vermektedir. Onun hikayesi, geleneksel mesleklerin değerini koruma çabasının bir sembolü olarak öne çıkıyor.

ADANA’DA UNUTULMAYA YÜZ TUTAN KALAYCILIK MESLEĞİNİ 4. KUŞAK OLARAK SÜRDÜREN HULUSİ DEVECİ, BİR YANDAN BAKIR KAPLARA YENİDEN HAYAT VERİRKEN DİĞER YANDAN YAZDIĞI ŞİİRLERLE DUYGULARINI DİZELERE DÖKÜYOR.