Baharın gelişiyle doğanın uyandığı Kars’ta, bölgenin en köklü geçim kaynaklarından biri olan arıcılıkta sezonun ilk mesaisi başladı.
Kars’ın Kağızman ilçesinde kışın sert etkilerini geride bırakan arıcılar, kovanların başında hummalı bir çalışma yürütüyor. Dedelerinden devraldıkları bu kadim mesleği günümüzde de aynı özveriyle sürdüren üreticiler, arıların sağlıklı bir sezona başlaması için kovan temizliğinden besin takviyesine kadar pek çok detayı titizlikle uyguluyor.
Kuşaktan kuşağa aktarılan bir miras
Ergüven ailesi, arıcılığı sadece bir ekonomik faaliyet olarak değil, aile mirasını koruma sorumluluğu olarak görüyor. Erol Ergüven ve oğlu Sinan Ergüven, kovanların güçlenmesi için şerbet ve özel besinlerle destekleme sürecini yönettiklerini belirtiyor. Sinan Ergüven, dedesinden babasına, babasından da kendisine ulaşan bu süreci şu sözlerle anlatıyor: "Şu an kolonilerimizi çoğaltma aşamasındayız. Yaklaşık iki ay sonra arılarımızı Kars’ın yüksek yaylalarına çıkararak tamamen doğal, şekersiz çiçek balı üretimine başlayacağız."
Yaylaların eşsiz aroması balda buluşuyor
Bakım süreçlerinin tamamlanmasıyla birlikte arılar, Kars’ın zengin endemik bitki örtüsüne sahip yüksek rakımlı yaylalarına taşınacak. Bölgenin kendine has çiçek çeşitliliği, üretilen ballara eşsiz bir aroma ve yüksek kalite kazandırıyor. Arıcılar için bu yayla dönemi, yılın en kritik ve verimli süreci olarak öne çıkıyor.
İklim koşulları üretimin kaderini belirliyor
Bu yıl hava şartlarının elverişli gitmesiyle bal rekoltesinde artış beklediklerini belirten Sinan Ergüven, yine de iklimin değişken yapısına karşı temkinli olduklarını vurguluyor. Ani hava değişimlerinin üretim üzerindeki belirleyici etkisine rağmen Kağızmanlı üreticiler, hem geleneksel yöntemleri yaşatmak hem de bölge ekonomisine katma değer sağlamak için büyük bir tutkuyla çalışmaya devam ediyor.