Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Keneler sadece KKKA değil, birçok tehlike barındırıyor: Uzmanlardan kritik uyarı

Keneler sadece KKKA değil, birçok tehlike barındırıyor: Uzmanlardan kritik uyarı

Türkiye'de kene denince akla gelen tek tehdit KKKA olsa da, uzmanlar Lyme ve Q ateşi gibi pek çok farklı hastalığın da kapıda olduğu konusunda uyarıyor.

Türkiye'de kene kaynaklı sağlık sorunları denildiğinde akla ilk olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) geliyor. Ancak uzun yıllardır bu alanda bilimsel çalışmalar yürüten uzmanlar, tehlikenin sadece KKKA ile sınırlı olmadığını, toplumda geniş bir farkındalık oluşturulması gerektiğini vurguluyor.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, yirmi yıllık araştırma birikimiyle kene popülasyonları ve taşıdıkları hastalık etkenleri üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye genelinde düzenli izlenen kene popülasyonlarında şu an için olağanüstü bir patlama yaşanmadığını belirten Keskin, iklim değişikliklerinin gelecekte yeni riskleri beraberinde getirebileceğine dikkat çekti.

KKKA Dışında Hangi Hastalıklar Tehdit Oluşturuyor?

Toplumdaki genel algının aksine, kenelerin insanlara bulaştırabildiği pek çok farklı enfeksiyon bulunuyor. Prof. Dr. Keskin; Lyme hastalığı, Q ateşi, kene kaynaklı ensefalit, Akdeniz benekli ateşi, monositik erlihyoz, granülositik erlihyoz ve babezyoz gibi hastalıkların da ciddi riskler barındırdığını belirtti.

Özellikle dünyada sıkça görülen Lyme hastalığının Türkiye'de de zaman zaman vakalara yol açtığını ifade eden Keskin, Borrelia burgdorferi bakterisinin ve riketsiyoz türlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Tek bir hastalığa odaklanmak yerine, tüm kene kaynaklı risklere karşı bilinçli hareket edilmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı.

İklim Değişikliği ve Küreselleşme Kenelerin Rota Haritasını Değiştiriyor

Kene türlerinin coğrafi yayılışında küresel dinamiklerin büyük rol oynadığına işaret eden Prof. Dr. Keskin; uluslararası ticaretin, göçmen kuş hareketlerinin ve iklim krizinin istilacı türlerin yeni bölgelere yerleşmesine zemin hazırladığını aktardı. İlgili kamu kurumları ve akademiler tarafından yürütülen izleme çalışmalarının aralıksız sürdüğü ifade edildi.

Tarım ve Hayvancılık Alanlarında Risk Yönetimi Nasıl Olmalı?

Kenelerin üreme döngüsü göz önüne alındığında, hayvancılık yapılan bölgelerde tedbirlerin artırılması gerekiyor. Meraların amacına uygun kullanılması ve tarım arazilerinde hayvan otlatılmaması gerektiğinin altı çizildi. Kan emme sürecini tamamlayan dişi kenelerin toprağa bırakacağı yumurtaların, tarım çalışanları için büyük bir risk oluşturduğu belirtildi.

Piknik alanları, mesire yerleri ve rekreasyon alanlarında çevresel önlemlerin alınmasının şart olduğu, hayvan yetiştiricilerinin ise veteriner hekim denetiminde parazit mücadelesi yapması önerildi. Doğa yürüyüşleri veya arazi çalışmalarına katılacak vatandaşların açık renkli ve vücudu kapatan kıyafetler giymesi, kene kovucu ürünler kullanması ve eve döndükten sonra mutlaka vücut kontrolü yapması tavsiye edildi.

Kene Tutunması Durumunda Ne Yapılmalı?

Alınan tüm önlemlere rağmen vücuda kene tutunması durumunda paniğe kapılmamak gerektiği belirtiliyor. Prof. Dr. Keskin, en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmanın en güvenli yol olduğunu, ancak kırsal kesimde sağlık hizmetine erişimin kısıtlı olduğu durumlarda kenenin uygun yöntemle vakit kaybedilmeden vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini ifade etti.

Kene çıkarıldıktan sonraki birkaç gün içerisinde ateş, halsizlik ve kas ağrısı gibi belirtiler gösteren kişilerin kendilerini yakından izlemesi ve en ufak bir şikayette dahi vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor.