Giresun kamuoyunu sarsan taciz davasında, sanık Hasbi Dede’nin teknolojik delillerle köşeye sıkıştığı ayrıntılar netleşti. 16 yaşındaki Elif Tuana Torun’un hayatını kaybetmeden önce yargıya taşınan taciz skandalında, mahkeme 1 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmişti. Ancak davanın perde arkasındaki dijital veriler, savunmanın tamamen kurgu olduğunu ispatladı.
"Kızım Yazdı" Savunması 3 Dakikayla Çöktü
Hasbi Dede, yargılama sürecinde söz konusu taciz mesajlarının kendi telefonundan ancak kızı A.B. tarafından atıldığını iddia ederek suçtan kurtulmaya çalışmıştı. Ancak yapılan teknik incelemede, taciz mesajının atıldığı 03.22’den sadece üç dakika önce, saat 03.19’da telefonun aktif olduğu ve bir kadının sosyal medya durumunun görüntülendiği saptandı. Bu veri, telefonun o dakikalarda bizzat Hasbi Dede’nin kullanımında olduğunu kanıtlayarak "uyuyordum, haberim yoktu" beyanını çürüttü. Suçu üstlenmeye çalışan kızı A.B. ise "suçu üstlenme" suçundan 16 gün hapis cezasına çarptırıldı.
Rehberdeki İsimler ve Otel Mesajları Deşifre Oldu
Dosyaya giren bilirkişi raporu, skandalın boyutunun Elif Tuana ile sınırlı olmadığını da ortaya koydu. Hasbi Dede’nin telefon trafiğinde 5 farklı kadınla daha cinsel içerikli yazışmalar ve fotoğraflar paylaştığı belirlendi. Rehberde farklı isimlerle kayıtlı kadınlara gönderilen; "Bu gece sesini duymak istiyorum", "Kaçta otelde olursun?" ve "Özledin mi?" şeklindeki mesajlar, davanın ahlaki boyutunu gözler önüne serdi.
Bakanlık Harekete Geçti: "Cezayı Az Bulduk"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Hasbi Dede’ye verilen 1 yıl 6 ay hapis cezasını yetersiz bularak karara itiraz etme kararı aldı. Bakanlık kaynakları, suçun bir çocuğa karşı işlendiği vurgusunu yaparak, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 4.5 yıla kadar üst sınırdan verilmesi gerektiğini savundu.
KADEM’den "Dijital Koruma" Çağrısı
Olayın ardından geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitiren Elif Tuana’nın davasını takip eden KADEM, yaptığı açıklamada dijital mecraların çocuklar için barındırdığı tehlikelere dikkat çekti. Kurum, çocukların bu tür saldırılara karşı korunmasının hayati bir zorunluluk olduğunu hatırlatarak sürecin takipçisi olacaklarını bildirdi.